- Katılım
- 8 Eyl 2024
- Mesajlar
- 3,973
- Tepkime puanı
- 1
Gözde Kansu, 23 Ağustos 1980 tarihinde İzmir’de doğmuştur. Türk dizi, sinema, tiyatro oyuncusu ve sunucu.
Adı: Gözde Kansu
Doğum Tarihi: 23 Ağustos 1980
Doğum Yeri: İzmir
Boyu: 1.70 m.
Kilosu: 55 kilo
Burcu: Aslan
Göz Rengi: Kahverengi
Annesi: Selma Kılıçcıoğlu
Kardeşleri: Simge Kansu
Instagram:
Ailesi: İzmir’de doğdu, kendi tabiri ile İtalyan aileleri gibi, kalabalık ve eğlenceli bir ailede büyüdü, bir kız kardeşi var. “Yüksek sesle konuşan, herkese laf yetiştiren. Dans eden, taklitler yapan, birbirine düşkün bir ailede büyüdüm. İki kardeşiz. Kız kardeşim, İtalyanca sanat ve tasarım okudu. Annem ve babam, ikisi de gayrimenkul danışmanı. Ben hep hoplayan, zıplayan bir kızdım. Zaten beni, ‘Bu çocuk çok hareketli!’ diye baleye yazdırmışlar. Biraz durulayım diye. İşe yaramadığı kesin! Ama bale sayesinde sahne aşkım başladı. Kendimi sahnede hep çok iyi hissettim.”
Çocukluk yılları: Sokakta geçen mutlu ve özgür bir çocukluk geçirdi. “Biz İzmir’in fırlama çocuklarıydık. Alsancak, Karşıyaka her yer bizimdi. Esnek bir bebekmişim. Tabii annemin dikkatini çekmiş ve doktora götürmüşler. Doktor da, ‘Atletizme ya da baleye yazdırın’ demiş. Direkt baleye başladım. Sonra kilo almaya başladım. Bizim ailede de, ‘Bu son lokma tabağında kalmaz’ vardı. Sonra bir gün bale hocamın anneme, ‘Çok zor bir hayatı olacak, hep çok dikkat etmesi lazım’ dediğini duydum ve orada durdum. Bilinçaltım da sanırım o zamanlar başka taraflara yön kırdı. Tiyatro, şiir, müzik, hatta gazetecilik gibi. Lisede dergi çıkarıyorduk. Sonra günlük bir gazetenin Ege ekinde ‘Gözde’nin Gözünden’ diye yazmaya başladım. Fotoğraf çekip haber yazmayı öğrendim. Stajyerler gelip ‘Siz ne zaman mezun oldunuz?’ diye sorarlardı. Yaşıma göre büyük giyinir, daha büyük göstersin diye kahverengi ruj sürerdim. Aslında lisedeydim. Haberci olunca yorumunu katamıyorsun. Oysa ben yorumlamayı ve hayal etmeyi seviyordum. Akla değil duyguya girmek istedim, oyunculuğu seçtim.”
Oyuncu olmaya nasıl karar verdi? İzmir’de gazeteciliğe devam ederken İstanbul Şehir Tiyatroları’nda oyun izleyip yazmak için İstanbul’a gitti. Sonra tiyatro sınavlarına girmeye karar verdi ve kazandı. “Lisede. Şehir Tiyatroları’nı izlemeye İstanbul’a geldim. Üst üste aynı oyunu defalarca seyrettim. Kendimden geçtim. Bertolt Brecht’in ‘Kafkas Tebeşir Dairesi.’ Küçücük bir kız, sürekli kuliste, hayran hayran oyuncuların peşinde. Beni çok sevdiler, Antalya turnelerine davet ettiler. Tiyatro aşkım, iyice depreşti. Derken 9 Eylül’ün konservatuvar sınavına girdim. Sonra ver elini İstanbul. Şarkıcı Sıla, can arkadaşımdır. Hazırlık, ortaokul, lise, hep beraber okuduk, İstanbul’da da birlikte yaşamaya başladık. Sonra gerisi geldi. O zamanlar İzmir’de tiyatro yoktu. Biz Sıla ile hazırlık, ortaokul ve liseyi birlikte okuduk. Sonra o Bilgi Üniversitesi’ni kazandı ve İstanbul’a gitti. Doğum günümde aradı, ‘Hadi hocam, ne yapıyorsun sen hâlâ İzmir’de?’ dedi. İstanbul’a geldiğimde otobüsten indim, Sıla valizimi elimden aldı, ‘Bu evinin anahtarı’ dedi. Sonra Ahmet Gülhan’ın ‘Medya Medya Nereye? oyununda oynamaya başladım.”
Eğitim hayatı: Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Tiyatro Bölümü’nden mezun oldu.
Oyunculuğa ilk adım: Televizyon macerasına, 1995 yılınsa ‘Çiçek Taksi’ dizisiyle başladı.
Hangi proje ile parladı? ‘Dudaktan Kalbe’ dizisinde canlandırdığı ‘Nimet Başar’ karakteri ile dikkatleri üzerine çekti.
Kişilik özellikleri: Neşeli, hayat dolu, eğlenceli, “Dibine kadar İzmirliyim! Neşeli, enerjik, eğlenceli ve komiğim. Özgürlüğüme feci düşkünüm. Tutkuluyum, coşkuluyum. Açıksözlüyüm, lafı evirip, çevirmem. Her şeyden biraz var bende, herkeste olduğu gibi. Genel olarak hiperaktifim, sevgi doluyum, sevmeyi çok seviyorum, pozitif olan her şeyin inatla peşinden gidiyorum. Karşımdakini aklamak için hep bir sebebim oluyor. Hiperaktifken ne kadar yorulursam, o kadar dinginleşirim. Yorgunluk iyi geliyor.”
Düşünce yapısı: Enerji ve çakraları açık tutup, nefesin önemine varıp, kendini dinlemek gerektiğine inanıyor. “‘İçerde’ dizisi bana, ‘Daha içerde ne var?’ demeyi öğretti. Bazen ‘Gözde içerde kim var?’ taka tak tak yapıyorum. Gözümüzü kapatana kadar mutlaka bir şeyler çıkar. Hayat bana güzel ve esprili davrandı. Asıl mesele kendini sevmek. Yaşamda gerçek acının, sevdiğini ölümle kaybetmek olduğunu, hastalık olduğunu, üzüntülerin, gündelik sıkıntıların fazla kafaya takılmaması gerektiğini anladım.”
Mutluluk kaynağı: Şarkı sözü yazıyor ve bundan mutluluk duyuyor. “Sıla’nın ilk albümünde ‘Özledim Onu’ parçasını yazdım. ‘Konuşmadığımız Şeyler Var’ albümünde de ‘Zamanında’yı birlikte yazmıştık. İzmir’de dedemi kaybettiğim günlerdi, içim döküldü ve yazdım. Sıla ile telefonda konuşurken, ‘Okusana bana yazdıklarını’ dedi, okudum. Aradan bir süre geçti, bir araya geldik. Sıla ve Efe Bahadır şarkıyı çaldılar ve söylediler. Ben ağla ağla… Sıla şarkıya mührünü koymuştu. ‘Nereye Gitti Bütün Çiçekler’ isimli tiyatro oyununda da şarkı söyledim. Şarkı söyleyebiliyorsak hâlâ yaşıyoruz ve hayattayız demektir.”
İlk sinema filmi: Tunç Başaran/ Abuzer Kadayıf
Hayata bakışı: 1996 yılından beri ajanda tutuyor. Yaş aldıkça günlük sıkıntıları kafayı takmamayı öğrendi. “Güzel bir gün geçirip çorba içtiysek, o çorba paketini temizleyip ajandama iğnelemişimdir ve yanına notunu yazmışımdır. Hayatta hiçbir şeyin kaybolduğuna inanmıyorum. Bir yere yazdığım yazı kaybolduysa, onun gitmesi gereken bir yer vardır. Çöpte yok olması gerekiyorsa onun enerjisi çöpe gitsin. Birinin eline geçmesi gerekiyorsa ona gitsin Kitaplarımı da evime gelen arkadaşlarıma veririm ve geri istemem. Hayata karşı kavgalarım, öfkelerim de tabii ki var; kendime yetmem, hep eksik hissederim. Eskiden bu konuda kendime kızardım ama şimdi kendime karşı daha anlayışlıyım. Hayatı bir bilgisayar oyunu gibi düşünüp yaş aldıkça kendine kafa atmayı bırakıyorsun! Yokuşlarda ve tümseklerde stilettolarla koşabiliyorum artık, hem de düşmüyorum. Hayat bunu öğretti bana.”
İş hayatına bakışı: Rol aldığı projelerin mesaj içerikli olmasına dikkat ediyor. “Rol aldığım dizininde tiyatro oyununun da içeriğinde sosyolojik bir olay işlenmesi önemli. Kesinlikle bilerek seçiyorum. ‘Hayatta ne yapabilirim?’ düşüncesinin yetmezliği içindeyim. Kendimi en iyi ifade edebileceğim şey, işim. Bu sayede insanlara soru sordurabiliyorum. Dizide şiddet görüp tecavüze uğramış birini kendim için değil, bu durumları yaşayan her kadın için oynuyorum. Bunları yaşayan ve bu diziyi izleyen kadınlara, bana sinirlenmesinden öteye geçip ‘Ben ne yapıyorum ya?’ diye soru sordurabiliyorsam, o zaman işimi iyi yapıyorum demektir. Sahneye çıkarken Yılmaz Erdoğan’ın şu sözünü unutmam; ‘Sahnedeki insanın arzu edilmesi gerekir’ Beyni başka yerde olanlar bu sözü başka türlü anlamaya pek meraklı. Sadece cinsel olarak değil, merak uyandırması da lazım. Çünkü o merak sizi izlenir kılıyor. Sadece fiziksel olarak bunu sağlamak mümkün değil.”
Kimlere hayranlık duyar? ’İçerde’ dizisinde birlikte rol aldığı Çetin Tekindor’a hayranlık duyuyor. “Benim hayatımda gördüğüm gerçekten en nazik, en beyefendi insan. Hem sohbeti hem de çalışma bakımından bana bambaşka bir dünya açtı. Resmen bu benim okulum oldu. Mizah anlayışı üst düzeyde. İçerde’nin setinde bizi en çok güldüren isimlerden biridir.”.
Neye para harcar? Gereksiz yere para harcamaz, yatırım da yapmıyor. “Öyle ayakkabı, çanta merakım yok; savurgan da değilim. İlk paramı 18 yaşında ‘Abuzer Kadayıf’ filminde oynayarak kazanmıştım. Burçin Terzioğlu ile ikimiz sözlü figürasyonluk yapıyorduk. O günden itibaren hep ‘Allah’ım elim ayağım tuttuğu sürece hiç para sıkıntım olmasın, aileme, arkadaşlarıma, eşime, dostuma, herkese yetebileyim’ diye dua ettim. Her şeye yetebildim ama kendimi unuttum. Ne evim ne arabam var. Ben bile kendimin sahibi değilim. Çok şükür, tam param bitecek gibiyken, hop o sırada işim başlar.”
yazısı ilk önce üzerinde ortaya çıktı.
Adı: Gözde Kansu
Doğum Tarihi: 23 Ağustos 1980
Doğum Yeri: İzmir
Boyu: 1.70 m.
Kilosu: 55 kilo
Burcu: Aslan
Göz Rengi: Kahverengi
Annesi: Selma Kılıçcıoğlu
Kardeşleri: Simge Kansu
Instagram:
Ailesi: İzmir’de doğdu, kendi tabiri ile İtalyan aileleri gibi, kalabalık ve eğlenceli bir ailede büyüdü, bir kız kardeşi var. “Yüksek sesle konuşan, herkese laf yetiştiren. Dans eden, taklitler yapan, birbirine düşkün bir ailede büyüdüm. İki kardeşiz. Kız kardeşim, İtalyanca sanat ve tasarım okudu. Annem ve babam, ikisi de gayrimenkul danışmanı. Ben hep hoplayan, zıplayan bir kızdım. Zaten beni, ‘Bu çocuk çok hareketli!’ diye baleye yazdırmışlar. Biraz durulayım diye. İşe yaramadığı kesin! Ama bale sayesinde sahne aşkım başladı. Kendimi sahnede hep çok iyi hissettim.”
Çocukluk yılları: Sokakta geçen mutlu ve özgür bir çocukluk geçirdi. “Biz İzmir’in fırlama çocuklarıydık. Alsancak, Karşıyaka her yer bizimdi. Esnek bir bebekmişim. Tabii annemin dikkatini çekmiş ve doktora götürmüşler. Doktor da, ‘Atletizme ya da baleye yazdırın’ demiş. Direkt baleye başladım. Sonra kilo almaya başladım. Bizim ailede de, ‘Bu son lokma tabağında kalmaz’ vardı. Sonra bir gün bale hocamın anneme, ‘Çok zor bir hayatı olacak, hep çok dikkat etmesi lazım’ dediğini duydum ve orada durdum. Bilinçaltım da sanırım o zamanlar başka taraflara yön kırdı. Tiyatro, şiir, müzik, hatta gazetecilik gibi. Lisede dergi çıkarıyorduk. Sonra günlük bir gazetenin Ege ekinde ‘Gözde’nin Gözünden’ diye yazmaya başladım. Fotoğraf çekip haber yazmayı öğrendim. Stajyerler gelip ‘Siz ne zaman mezun oldunuz?’ diye sorarlardı. Yaşıma göre büyük giyinir, daha büyük göstersin diye kahverengi ruj sürerdim. Aslında lisedeydim. Haberci olunca yorumunu katamıyorsun. Oysa ben yorumlamayı ve hayal etmeyi seviyordum. Akla değil duyguya girmek istedim, oyunculuğu seçtim.”
Oyuncu olmaya nasıl karar verdi? İzmir’de gazeteciliğe devam ederken İstanbul Şehir Tiyatroları’nda oyun izleyip yazmak için İstanbul’a gitti. Sonra tiyatro sınavlarına girmeye karar verdi ve kazandı. “Lisede. Şehir Tiyatroları’nı izlemeye İstanbul’a geldim. Üst üste aynı oyunu defalarca seyrettim. Kendimden geçtim. Bertolt Brecht’in ‘Kafkas Tebeşir Dairesi.’ Küçücük bir kız, sürekli kuliste, hayran hayran oyuncuların peşinde. Beni çok sevdiler, Antalya turnelerine davet ettiler. Tiyatro aşkım, iyice depreşti. Derken 9 Eylül’ün konservatuvar sınavına girdim. Sonra ver elini İstanbul. Şarkıcı Sıla, can arkadaşımdır. Hazırlık, ortaokul, lise, hep beraber okuduk, İstanbul’da da birlikte yaşamaya başladık. Sonra gerisi geldi. O zamanlar İzmir’de tiyatro yoktu. Biz Sıla ile hazırlık, ortaokul ve liseyi birlikte okuduk. Sonra o Bilgi Üniversitesi’ni kazandı ve İstanbul’a gitti. Doğum günümde aradı, ‘Hadi hocam, ne yapıyorsun sen hâlâ İzmir’de?’ dedi. İstanbul’a geldiğimde otobüsten indim, Sıla valizimi elimden aldı, ‘Bu evinin anahtarı’ dedi. Sonra Ahmet Gülhan’ın ‘Medya Medya Nereye? oyununda oynamaya başladım.”
Eğitim hayatı: Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Tiyatro Bölümü’nden mezun oldu.
Oyunculuğa ilk adım: Televizyon macerasına, 1995 yılınsa ‘Çiçek Taksi’ dizisiyle başladı.
Hangi proje ile parladı? ‘Dudaktan Kalbe’ dizisinde canlandırdığı ‘Nimet Başar’ karakteri ile dikkatleri üzerine çekti.
Kişilik özellikleri: Neşeli, hayat dolu, eğlenceli, “Dibine kadar İzmirliyim! Neşeli, enerjik, eğlenceli ve komiğim. Özgürlüğüme feci düşkünüm. Tutkuluyum, coşkuluyum. Açıksözlüyüm, lafı evirip, çevirmem. Her şeyden biraz var bende, herkeste olduğu gibi. Genel olarak hiperaktifim, sevgi doluyum, sevmeyi çok seviyorum, pozitif olan her şeyin inatla peşinden gidiyorum. Karşımdakini aklamak için hep bir sebebim oluyor. Hiperaktifken ne kadar yorulursam, o kadar dinginleşirim. Yorgunluk iyi geliyor.”
Düşünce yapısı: Enerji ve çakraları açık tutup, nefesin önemine varıp, kendini dinlemek gerektiğine inanıyor. “‘İçerde’ dizisi bana, ‘Daha içerde ne var?’ demeyi öğretti. Bazen ‘Gözde içerde kim var?’ taka tak tak yapıyorum. Gözümüzü kapatana kadar mutlaka bir şeyler çıkar. Hayat bana güzel ve esprili davrandı. Asıl mesele kendini sevmek. Yaşamda gerçek acının, sevdiğini ölümle kaybetmek olduğunu, hastalık olduğunu, üzüntülerin, gündelik sıkıntıların fazla kafaya takılmaması gerektiğini anladım.”
Mutluluk kaynağı: Şarkı sözü yazıyor ve bundan mutluluk duyuyor. “Sıla’nın ilk albümünde ‘Özledim Onu’ parçasını yazdım. ‘Konuşmadığımız Şeyler Var’ albümünde de ‘Zamanında’yı birlikte yazmıştık. İzmir’de dedemi kaybettiğim günlerdi, içim döküldü ve yazdım. Sıla ile telefonda konuşurken, ‘Okusana bana yazdıklarını’ dedi, okudum. Aradan bir süre geçti, bir araya geldik. Sıla ve Efe Bahadır şarkıyı çaldılar ve söylediler. Ben ağla ağla… Sıla şarkıya mührünü koymuştu. ‘Nereye Gitti Bütün Çiçekler’ isimli tiyatro oyununda da şarkı söyledim. Şarkı söyleyebiliyorsak hâlâ yaşıyoruz ve hayattayız demektir.”
İlk sinema filmi: Tunç Başaran/ Abuzer Kadayıf
Hayata bakışı: 1996 yılından beri ajanda tutuyor. Yaş aldıkça günlük sıkıntıları kafayı takmamayı öğrendi. “Güzel bir gün geçirip çorba içtiysek, o çorba paketini temizleyip ajandama iğnelemişimdir ve yanına notunu yazmışımdır. Hayatta hiçbir şeyin kaybolduğuna inanmıyorum. Bir yere yazdığım yazı kaybolduysa, onun gitmesi gereken bir yer vardır. Çöpte yok olması gerekiyorsa onun enerjisi çöpe gitsin. Birinin eline geçmesi gerekiyorsa ona gitsin Kitaplarımı da evime gelen arkadaşlarıma veririm ve geri istemem. Hayata karşı kavgalarım, öfkelerim de tabii ki var; kendime yetmem, hep eksik hissederim. Eskiden bu konuda kendime kızardım ama şimdi kendime karşı daha anlayışlıyım. Hayatı bir bilgisayar oyunu gibi düşünüp yaş aldıkça kendine kafa atmayı bırakıyorsun! Yokuşlarda ve tümseklerde stilettolarla koşabiliyorum artık, hem de düşmüyorum. Hayat bunu öğretti bana.”
İş hayatına bakışı: Rol aldığı projelerin mesaj içerikli olmasına dikkat ediyor. “Rol aldığım dizininde tiyatro oyununun da içeriğinde sosyolojik bir olay işlenmesi önemli. Kesinlikle bilerek seçiyorum. ‘Hayatta ne yapabilirim?’ düşüncesinin yetmezliği içindeyim. Kendimi en iyi ifade edebileceğim şey, işim. Bu sayede insanlara soru sordurabiliyorum. Dizide şiddet görüp tecavüze uğramış birini kendim için değil, bu durumları yaşayan her kadın için oynuyorum. Bunları yaşayan ve bu diziyi izleyen kadınlara, bana sinirlenmesinden öteye geçip ‘Ben ne yapıyorum ya?’ diye soru sordurabiliyorsam, o zaman işimi iyi yapıyorum demektir. Sahneye çıkarken Yılmaz Erdoğan’ın şu sözünü unutmam; ‘Sahnedeki insanın arzu edilmesi gerekir’ Beyni başka yerde olanlar bu sözü başka türlü anlamaya pek meraklı. Sadece cinsel olarak değil, merak uyandırması da lazım. Çünkü o merak sizi izlenir kılıyor. Sadece fiziksel olarak bunu sağlamak mümkün değil.”
Kimlere hayranlık duyar? ’İçerde’ dizisinde birlikte rol aldığı Çetin Tekindor’a hayranlık duyuyor. “Benim hayatımda gördüğüm gerçekten en nazik, en beyefendi insan. Hem sohbeti hem de çalışma bakımından bana bambaşka bir dünya açtı. Resmen bu benim okulum oldu. Mizah anlayışı üst düzeyde. İçerde’nin setinde bizi en çok güldüren isimlerden biridir.”.
Neye para harcar? Gereksiz yere para harcamaz, yatırım da yapmıyor. “Öyle ayakkabı, çanta merakım yok; savurgan da değilim. İlk paramı 18 yaşında ‘Abuzer Kadayıf’ filminde oynayarak kazanmıştım. Burçin Terzioğlu ile ikimiz sözlü figürasyonluk yapıyorduk. O günden itibaren hep ‘Allah’ım elim ayağım tuttuğu sürece hiç para sıkıntım olmasın, aileme, arkadaşlarıma, eşime, dostuma, herkese yetebileyim’ diye dua ettim. Her şeye yetebildim ama kendimi unuttum. Ne evim ne arabam var. Ben bile kendimin sahibi değilim. Çok şükür, tam param bitecek gibiyken, hop o sırada işim başlar.”
Gözde Kansu TV Dizileri
1995 – Çiçek Taksi – (Konuk Oyuncu)
1999-2003 – Ayrılsak da Beraberiz – Öğretmen
2000 – Üzgünüm Leyla – (Oyuncu)
2002 – En Son Babalar Duyar – Defne’nin arkadaşı
2002 – Yeter Anne – Deniz
2003 – Kurşun Yarası – Nefise
2004 – Canım Benim – (Oyuncu)
2005 – Kısmet – Ebru
2005 – Haylaz Babam – Sekreter Yasemin
2006 – Cemile – Elvan
2007-2008 – Dudaktan Kalbe – Nimet Başar Altuğ
2009 – Aşk Üçgeni – Zeynep/Tuana
2009 – Bahar Dalları – Emine
2010 – Hanımın Çiftliği – Seher
2011 – Al Yazmalım – Helin Sezaioğlu
2014 – Ankara’nın Dikmen’i – Tilbe
2015 – Medcezir – Olcay Hanım
2016 – Gecenin Kraliçesi – Zerrin
2016-2017 – İçerde – Yeşim Duman
2018 – Sen Anlat Karadeniz – Eyşan Sayar
2022-2025 – Yalı Çapkını – Gülgün Korhan
2026 – Çirkin – Hande
Gözde Kansu Dijital Projeleri
2024 – Zeytin Ağacı – Aysel (Netflix)
Gözde Kansu Sinema Filmleri
2000 – Abuzer Kadayıf – Plajdaki kız
2004 – Mürüvvetsiz Mürüvvet – (Oyuncu)
2008 – Issız Adam – Sinem
2009 – Neşeli Hayat – (Oyuncu)
2011 – Cast-ı Olanmı Var – (Kısa film)
2013 – Kutsal Bir Gün – Burcu
2015 – Geçmiş – Esin
Belirsiz – Garip Bülbül Neşet Ertaş – Aysel
Yakında – Başıbozuklar – (Oyuncu)
Gelecek Projeleri (2026 ve Sonrası)
Gözde Kansu, 2026 yılı itibarıyla Star TV ekranlarında izleyiciyle buluşacak olan “Çirkin” adlı yeni dizide Hande karakterine hayat vermeye hazırlanıyor. Ayrıca beyaz perdede merakla beklenen “Başıbozuklar” filmi de oyuncunun yakın dönem projeleri arasında yer alıyor.
Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Gözde Kansu boyu ve kilosu kaç? Gözde Kansu 1.70 m boyunda ve yaklaşık 56 kilodur.
Gözde Kansu aslen nereli? Ünlü oyuncu aslen İzmirlidir.
Gözde Kansu annesi ve babası kimdir? Gözde Kansu, İzmirli sanatsever bir ailenin kızıdır; ailesi onun eğitim hayatında en büyük destekçisi olmuştur.
Gözde Kansu evli mi, sevgilisi kim? Gözde Kansu şu an bekar olup özel hayatını gözlerden uzak yaşamaktadır.
Gözde Kansu kaç yaşında? 23 Ağustos 1980 doğumlu olan Gözde Kansu, 45 yaşındadır.
yazısı ilk önce üzerinde ortaya çıktı.