- Katılım
- 8 Eyl 2024
- Mesajlar
- 4,204
- Tepkime puanı
- 1
Çağdaş Onur Öztürk, 16 Ağustos 1979 tarihinde Sivas’da doğmuştur. Türk dizi, sinema ve tiyatro oyuncusu.
Adı: Çağdaş Onur Öztürk
Doğum Tarihi: 16 Ağustos 1979
Doğum Yeri: Sivas
Boyu: 1.81 m.
Kilosu: 74 kilo
Burcu: Aslan
Göz Rengi: Kahverengi
Saç Rengi: Siyah
Çocuğu: Aden Öztürk
Instagram:
Eğitim hayatı: Ege Üniversitesi Peyzaj Mimarlığı Bölümü’nde okurken fakültenin tiyatro kulübünde faaliyet gösterdi. Üniversite bitince askerliğini yaptı ve dönünce kısa bir süre bir ilaç firmasında temsilcilik yaptı. Sonra Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuarı Sahne Sanatları Bölümü’ne girdi ve mezun oldu.
Oyuncu olmaya nasıl karar verdi? Ege Üniversitesi Peyzaj Mimarlığı bölümünde okurken, sınıf arkadaşlarımın telkinleriyle amatör tiyatroya başladı ve oyunculuk sevdası o zaman başladı. “Önüme başka bir dünya açıldı ve ‘Ben neden bu işi yapmıyorum?’ sorusunu sordum kendime. Peyzaj okuyordum. O zamana kadar küçük küçük okul tiyatrolarında rol almıştım ama ilgi görmemiştim. Peyzaj bölümünü bitirdim. Sonra askere gittim, geldim, 23 yaşımdaydım ilaç mümessilliği yaptım dokuz ay. Hâlâ oyunculuğa adım atamamıştım. En sonunda konservatuvara girdim, 26 yaşımdaydım. Yaş sınırı olmayan iki okuldan birine, Anadolu Üniversitesi Tiyatro Bölümü’ne girdim. Okurken dizilerde de oynamaya başladım. O dönem gitar çalarak para kazandım ve okudum. O yaşta aileden yeniden okuyorum diye para isteyecek halde değildim. Fakir bir ailenin çocuğuydum çünkü. Okuduğum sürece yedi kişi aynı evde yaşıyorduk. Okul bittiğinde cebimde 500 TL param vardı ve bu işin yapıldığı yer İstanbul’du. Oraya gitmem gerekiyordu. İstanbul’a da iki kez gelmiştim hayatımda. Tanıdığım bir iki kişi vardı. İstanbul’a geldim. Bir ajansa kaydoldum. Birkaç hafta sonra küçük küçük işler gelmeye başladı. Zaman ilerledikçe, çaba harcadıkça, işlerim yoluna girdi.”
Oyunculuğa ilk adım: Televizyon macerasına 2008 yılında ‘Gazi’ dizisiyle başladı.
Hangi proje ile parladı? ‘Kuzey Güney’ dizisinde canlandırdığı ‘Barış Hakmen’ karakteri ile dikkatleri üzerine çekti.
Sosyal: Fotoğraf çektirmekten ve röportaj vermekten çok hoşlanmıyor. İş dışındaki vakitlerini evde geçirmeyi seviyor. “Popüler bir iş yapıyoruz; evet ama ben bunları minimumda tutmaya çalışıyorum. Beni dışarıda göremezsiniz, ben ev seven bir insanım. Evde oturup film izlerim, kitap okurum. Dışarıdaki o popüler hayattan kendimi korumak için elimden geleni yapıyorum.
Düşünce yapısı: Ünlü olmak çok hoşlandığı bir duygu değil. “Ne kadar ün, o kadar yalnızlık. Hayatımın o ‘ünlü’ döneminde az daha kayboluyorum aslında. O ilgi büyüleyip içine çekebilirdi beni. Ama şükür ki olmadı. Sorgulayarak, hızdan hırstan uzaklaşarak, biraz durarak sakinleşerek, sonunda dengede durmaya çalışarak baş ettim bu durumla.”
Sette yaşadığı talihsiz olay ne? 2016 yılında Diriliş: Ertuğrul dizisi çekimleri sırasında ölümcül bir kaza geçirdi, attan düştü ve yüzündeki kemikler dahil onlarca kırıkla yoğun bakıma girdi. İyileşmesi üç ay sürdü. O sırada oyunculuk yapıp yapamayacağı gelgitleriyle yaşadı. “At binmeyi bilmiyordum. Bir hazırlık sürecindeydik kaza olduğu esnada. Ama o zamana kadar, çok iyi ata bindiğim konusunda övgüler alıyordum. Daha önce binmediğim bir at verildi o gün bana. Anladım ki ata makine muamelesi yapıyormuşum. O bir canlı, onunla iletişim kurman gerekiyor, hep aynı ata binmen lazım ki sana alışsın. Bunları hep sonradan anladım. Ata bindiğimin 12. günüydü kaza geçirdiğimde. Bir mıcır yığınının içine girdik atla birlikte. En son hatırladığım şey, her şeyin yavaşlaması. Ve bir anda kesildi. Gözümü açtığımda hastanedeydim, ameliyata alınmak üzereydim. Çok yüksek doz ağrı kesiciler vermişlerdi, o yüzden hiçbir his yoktu. Omzum parçalandı, vidalarla yerine kondu. Bileğimde, yüzümün sol tarafında elmacık kemiğimde kırıklar vardı. Orada da vidalar var. Sol gözüm tamamen kapanmıştı. Şu an iyi durumdayım ama bir ara hiç düzelmeyecek zannediyor, ‘Tamam oyunculuk bitti benim için. Başka bir iş bakmam lazım’ diyordum. Ama çok şükür geçti. Doktorlarım Metin Uzun, Şükrü Yazar ve Nur Acar çok iyiydi, Tamamen estetik operasyonlar yaptılar. Gözümün içinden girerek, dişin üstünden girerek operasyon yaptılar, yüzüm zarar görmesin diye. İyileşme sürecinde hayata bakış açımda da tam bir dalgalanma oldu. ‘Bu iş bitti, berbat görünüyorsun’ noktasından, ‘Yoo çok iyiyim’ noktasına dalgalanıp durdum. Ameliyat sonrası iyileşme sürecinde yüzüm kötüydü. Zayıflamıştım. Ve her şeyden öte mental olarak bitik vaziyetteydim. Ama geçti çok şükür. Oğlum beş aylıktı henüz. Eşim çok güçlü bir kadın onu anladım.”
İlk sinema filmi: Oğuz Çelik/ Tut Sözünü
Hayata bakışı: Özel hayatı ile gündeme gelmeyi sevmiyor bu nedenle mümkün olduğunca magazinden uzakta yaşamayı tercih ediyor. “Ben kendimi açtıkça insanlar yaşamımı dürtme cesareti buluyor kendinde. Ama ailemi, kendimi buna karşı korumam lazım. O zaman ortalıklarda olmazsam, bu durumda olmam. Bilinirliğinle doğru orantılı oyunculuk yapıyoruz bir taraftan da. Ne kadar hatırlatırsan kendini, o kadar iş bulabiliyorsun. Ama o kadar çok iş bulmak istemiyorum. Yolda yürüyemeyen, pazar alışverişi yapamayan insan olmak istemiyorum. Beşiktaş benim mahallem, burada özgürce gezerim, eşim mahalle esnafı için ‘yenge’dir. Oğlum Aden’i de komşu olduğumuz için tanırlar. Böyle çok güvende hissediyorum kendimi. Diğer türlü yalnız ve güvensiz hisseder insan. Kimin ne için yanında olduğunu bilmezsen, yalnızlaşır ve paranoyaklaşırsın.”
İş hayatına bakışı: Oyunculuğu başlarda çok severek yapmıyordu ancak daha sonra mesleğine aşkla bağlandı. “ Başlarda ‘Ben bu işi yapabilecek miyim? Yapabiliyor muyum?’ diye çok sorguladım kendimi. Sonra olduğunu, izleyiciyi ikna edebildiğimi fark ettim. Mesela Kuzey Güney’de oynarken, ben Barış Hakmen gibi bir adam değilim ama insanlar öyle sanıyordu. O zaman, ‘Bir başarı var ortada’ dedim kendi kendime. Şu anda çok keyif alıyorum. Kendimi küçük görmekten bir anda kurtuldum ve oyunculuktan zevk almaya başladım. Ama bu, ileride mesleği bırakamayacağım anlamına da gelmez. Çünkü değişime inanıyorum, herkes, her şey değişebilir. Dolayısıyla tutkuyla bağlı olduğum meslekten bir gün vazgeçebilirim. Gücüm varsa, sağlıklı olursam her şeyi yapabilirim. Şu anda keyifliyim, inşallah böyle devam eder.”
Kariyer planı: 2016 yılında sette geçirdiği talihsiz kazadan sonra kariyerinin bitme noktasına geldiğini düşündü. “ Görünüşüyle iş yapan birinin, anlık bir olayla kariyerinin bitme noktasına gelmesi kolay değil.
O acıyı çok yaşadım çünkü pamuk ipliğine bağlı olduğunu idrak ettim. Ama hayat da böyle zaten. Her şey bir anlık. İşimi çok sevdiğimi hatırladım en sonunda. Başka insanları oynamak, onların hayatına kendi benliğimden yaptığım derin bir bakış, buna bayılıyorum ve hep farklı karakterleri canlandırmak istiyorum.”
Kadında çekicilik kriteri: Dış güzellikle ilgilenmiyor kadında en çekici bulduğu özellik ise; İyilik. “Ben insanların içine bakmayı seviyorum. Kötü ruhlu insanı sevmiyorum. Ben o insanın saflığı, temizliği, kendini ne kadar gerçekleştirdiğiyle ilgileniyorum. Kendini gerçekleştirmiş bir kadın bence çok çekicidir. Güzellik biraz da insanın bakışlarında. Ben o göz parlamalarından etkileniyorum. Bir kadının güzelliği, bacakları, memeleri hiç umurumda değil.”
Son Dizi Projesi Çağdaş Onur Öztürk’ün kariyerindeki en güncel ve en ihtişamlı televizyon eseri, Kanal D ekranlarında pazar geceleri yayınlanan ve reyting listelerini altüst eden Daha 17 dizisidir. Gökhan Korkusuz ve Redife Zerener’in incelikle kaleme aldığı, Emre Kabakuşak’ın sinematografik bir vizyonla yönettiği dizi, salt bir gençlik veya aile draması olmanın çok ötesinde, güç savaşlarını, yozlaşmayı, geçmiş travmalarını ve hayatta kalma mücadelesini derinlemesine işleyen devasa bir prodüksiyondur.
Serhat karakteri, televizyon dramalarında eşine az rastlanır bir sosyo-psikolojik derinliğe sahiptir. Resmi tanımlamalara göre Serhat; “zaaflarını nezaketinin arkasında saklayan”, Hakan Akkaya’nın gölgesinde kendi hırslarıyla amansız bir içsel mücadele veren ve içindeki gizli nefreti en büyük yaşam motivasyonuna dönüştürmüş bir adamdır. Öztürk, bu karakteri oynarken ses tonunu asla yükseltmez; aksine, en tehlikeli hamlelerini ve en acımasız tehditlerini, karşısındakine son derece kibar bir gülümseme ve aristokratik bir vücut diliyle sunar.
İnternet Projeleri
Ödüller ve Adaylıklar Çağdaş Onur Öztürk’ün bireysel ödül rafından ziyade, yer aldığı projelerin Türk televizyon ve sinema tarihindeki başarılarına bakmak, onun doğru projeleri seçme konusundaki sezgisel zekasını ortaya koyar. Rol aldığı Sarmaşık filmi, Antalya Altın Portakal Film Festivali, Adana Altın Koza Film Festivali ve sayısız uluslararası festivalden “En İyi Film”, “En İyi Yönetmen” ve “En İyi Senaryo” gibi ödüllerle dönmüştür. Keza Kuzey Güney ve Avlu dizileri de yayınlandıkları dönemlerde tüm ödül törenlerini domine eden yapımlar olmuştur.
Eleştirmen ve Hayran Yorumları Çağdaş Onur Öztürk, hem usta televizyon eleştirmenlerinin hem de geniş hayran kitlelerinin üzerinde mutabık kaldığı, saygı duyulan bir sanatçıdır. Eleştirmenler, onun performanslarını analiz ederken sıklıkla “ekranda devleşmek”, “mikro-mimik ustalığı” ve “beden dilinin senaryoya hizmet etmesi” gibi akademik ve teknik terimler kullanırlar. Dijital platformlardaki işleri, özellikle Prens dizisindeki Thenio rolü, onun Z kuşağı ile de güçlü bir bağ kurmasını sağlamıştır.
Özel Hayat ve Medyada Yeri Ünlülerin her saniyelerini sosyal medyada ve magazin programlarında tüketmeyi tercih ettiği, skandalların kariyere dönüştürüldüğü günümüz medya düzeninde Çağdaş Onur Öztürk, özel hayatının mahremiyetine gösterdiği tavizsiz saygıyla adeta bir çınar gibi durmaktadır. Çağdaş Onur Öztürk evlidir. Çiftin, bu mutlu evlilikten dünyaya gelen Aden Öztürk isminde bir çocukları bulunmaktadır. Zamanının büyük bir bölümünü setlerde, zorlu sahnelerin provalarında ve yeni karakter yaratım süreçlerinde geçiren Öztürk, kalan tüm vaktini eşine ve çocuğu Aden’e ayırmayı tercih etmektedir.
Gelecek Projeler Çağdaş Onur Öztürk’ün 2026 yılı ve sonrasına uzanan vizyonu, üretkenliğinin ve sektörel talebin zirvesinde olduğunu göstermektedir. Halihazırda yayın hayatına fırtına gibi giren Kanal D’nin reyting rekortmeni projesi Daha 17, 2026 sezonunun en çok konuşulan işi olmaya devam edecektir. Bunun yanı sıra, sektördeki güvenilir kaynaklara göre 6 Haziran 2026 tarihinde yayınlanması planlanan Yaz Evi isimli yepyeni bir televizyon projesinde de yer alacaktır.
Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
yazısı ilk önce üzerinde ortaya çıktı.
Adı: Çağdaş Onur Öztürk
Doğum Tarihi: 16 Ağustos 1979
Doğum Yeri: Sivas
Boyu: 1.81 m.
Kilosu: 74 kilo
Burcu: Aslan
Göz Rengi: Kahverengi
Saç Rengi: Siyah
Çocuğu: Aden Öztürk
Instagram:
Eğitim hayatı: Ege Üniversitesi Peyzaj Mimarlığı Bölümü’nde okurken fakültenin tiyatro kulübünde faaliyet gösterdi. Üniversite bitince askerliğini yaptı ve dönünce kısa bir süre bir ilaç firmasında temsilcilik yaptı. Sonra Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuarı Sahne Sanatları Bölümü’ne girdi ve mezun oldu.
Oyuncu olmaya nasıl karar verdi? Ege Üniversitesi Peyzaj Mimarlığı bölümünde okurken, sınıf arkadaşlarımın telkinleriyle amatör tiyatroya başladı ve oyunculuk sevdası o zaman başladı. “Önüme başka bir dünya açıldı ve ‘Ben neden bu işi yapmıyorum?’ sorusunu sordum kendime. Peyzaj okuyordum. O zamana kadar küçük küçük okul tiyatrolarında rol almıştım ama ilgi görmemiştim. Peyzaj bölümünü bitirdim. Sonra askere gittim, geldim, 23 yaşımdaydım ilaç mümessilliği yaptım dokuz ay. Hâlâ oyunculuğa adım atamamıştım. En sonunda konservatuvara girdim, 26 yaşımdaydım. Yaş sınırı olmayan iki okuldan birine, Anadolu Üniversitesi Tiyatro Bölümü’ne girdim. Okurken dizilerde de oynamaya başladım. O dönem gitar çalarak para kazandım ve okudum. O yaşta aileden yeniden okuyorum diye para isteyecek halde değildim. Fakir bir ailenin çocuğuydum çünkü. Okuduğum sürece yedi kişi aynı evde yaşıyorduk. Okul bittiğinde cebimde 500 TL param vardı ve bu işin yapıldığı yer İstanbul’du. Oraya gitmem gerekiyordu. İstanbul’a da iki kez gelmiştim hayatımda. Tanıdığım bir iki kişi vardı. İstanbul’a geldim. Bir ajansa kaydoldum. Birkaç hafta sonra küçük küçük işler gelmeye başladı. Zaman ilerledikçe, çaba harcadıkça, işlerim yoluna girdi.”
Oyunculuğa ilk adım: Televizyon macerasına 2008 yılında ‘Gazi’ dizisiyle başladı.
Hangi proje ile parladı? ‘Kuzey Güney’ dizisinde canlandırdığı ‘Barış Hakmen’ karakteri ile dikkatleri üzerine çekti.
Sosyal: Fotoğraf çektirmekten ve röportaj vermekten çok hoşlanmıyor. İş dışındaki vakitlerini evde geçirmeyi seviyor. “Popüler bir iş yapıyoruz; evet ama ben bunları minimumda tutmaya çalışıyorum. Beni dışarıda göremezsiniz, ben ev seven bir insanım. Evde oturup film izlerim, kitap okurum. Dışarıdaki o popüler hayattan kendimi korumak için elimden geleni yapıyorum.
Düşünce yapısı: Ünlü olmak çok hoşlandığı bir duygu değil. “Ne kadar ün, o kadar yalnızlık. Hayatımın o ‘ünlü’ döneminde az daha kayboluyorum aslında. O ilgi büyüleyip içine çekebilirdi beni. Ama şükür ki olmadı. Sorgulayarak, hızdan hırstan uzaklaşarak, biraz durarak sakinleşerek, sonunda dengede durmaya çalışarak baş ettim bu durumla.”
Sette yaşadığı talihsiz olay ne? 2016 yılında Diriliş: Ertuğrul dizisi çekimleri sırasında ölümcül bir kaza geçirdi, attan düştü ve yüzündeki kemikler dahil onlarca kırıkla yoğun bakıma girdi. İyileşmesi üç ay sürdü. O sırada oyunculuk yapıp yapamayacağı gelgitleriyle yaşadı. “At binmeyi bilmiyordum. Bir hazırlık sürecindeydik kaza olduğu esnada. Ama o zamana kadar, çok iyi ata bindiğim konusunda övgüler alıyordum. Daha önce binmediğim bir at verildi o gün bana. Anladım ki ata makine muamelesi yapıyormuşum. O bir canlı, onunla iletişim kurman gerekiyor, hep aynı ata binmen lazım ki sana alışsın. Bunları hep sonradan anladım. Ata bindiğimin 12. günüydü kaza geçirdiğimde. Bir mıcır yığınının içine girdik atla birlikte. En son hatırladığım şey, her şeyin yavaşlaması. Ve bir anda kesildi. Gözümü açtığımda hastanedeydim, ameliyata alınmak üzereydim. Çok yüksek doz ağrı kesiciler vermişlerdi, o yüzden hiçbir his yoktu. Omzum parçalandı, vidalarla yerine kondu. Bileğimde, yüzümün sol tarafında elmacık kemiğimde kırıklar vardı. Orada da vidalar var. Sol gözüm tamamen kapanmıştı. Şu an iyi durumdayım ama bir ara hiç düzelmeyecek zannediyor, ‘Tamam oyunculuk bitti benim için. Başka bir iş bakmam lazım’ diyordum. Ama çok şükür geçti. Doktorlarım Metin Uzun, Şükrü Yazar ve Nur Acar çok iyiydi, Tamamen estetik operasyonlar yaptılar. Gözümün içinden girerek, dişin üstünden girerek operasyon yaptılar, yüzüm zarar görmesin diye. İyileşme sürecinde hayata bakış açımda da tam bir dalgalanma oldu. ‘Bu iş bitti, berbat görünüyorsun’ noktasından, ‘Yoo çok iyiyim’ noktasına dalgalanıp durdum. Ameliyat sonrası iyileşme sürecinde yüzüm kötüydü. Zayıflamıştım. Ve her şeyden öte mental olarak bitik vaziyetteydim. Ama geçti çok şükür. Oğlum beş aylıktı henüz. Eşim çok güçlü bir kadın onu anladım.”
İlk sinema filmi: Oğuz Çelik/ Tut Sözünü
Hayata bakışı: Özel hayatı ile gündeme gelmeyi sevmiyor bu nedenle mümkün olduğunca magazinden uzakta yaşamayı tercih ediyor. “Ben kendimi açtıkça insanlar yaşamımı dürtme cesareti buluyor kendinde. Ama ailemi, kendimi buna karşı korumam lazım. O zaman ortalıklarda olmazsam, bu durumda olmam. Bilinirliğinle doğru orantılı oyunculuk yapıyoruz bir taraftan da. Ne kadar hatırlatırsan kendini, o kadar iş bulabiliyorsun. Ama o kadar çok iş bulmak istemiyorum. Yolda yürüyemeyen, pazar alışverişi yapamayan insan olmak istemiyorum. Beşiktaş benim mahallem, burada özgürce gezerim, eşim mahalle esnafı için ‘yenge’dir. Oğlum Aden’i de komşu olduğumuz için tanırlar. Böyle çok güvende hissediyorum kendimi. Diğer türlü yalnız ve güvensiz hisseder insan. Kimin ne için yanında olduğunu bilmezsen, yalnızlaşır ve paranoyaklaşırsın.”
İş hayatına bakışı: Oyunculuğu başlarda çok severek yapmıyordu ancak daha sonra mesleğine aşkla bağlandı. “ Başlarda ‘Ben bu işi yapabilecek miyim? Yapabiliyor muyum?’ diye çok sorguladım kendimi. Sonra olduğunu, izleyiciyi ikna edebildiğimi fark ettim. Mesela Kuzey Güney’de oynarken, ben Barış Hakmen gibi bir adam değilim ama insanlar öyle sanıyordu. O zaman, ‘Bir başarı var ortada’ dedim kendi kendime. Şu anda çok keyif alıyorum. Kendimi küçük görmekten bir anda kurtuldum ve oyunculuktan zevk almaya başladım. Ama bu, ileride mesleği bırakamayacağım anlamına da gelmez. Çünkü değişime inanıyorum, herkes, her şey değişebilir. Dolayısıyla tutkuyla bağlı olduğum meslekten bir gün vazgeçebilirim. Gücüm varsa, sağlıklı olursam her şeyi yapabilirim. Şu anda keyifliyim, inşallah böyle devam eder.”
Kariyer planı: 2016 yılında sette geçirdiği talihsiz kazadan sonra kariyerinin bitme noktasına geldiğini düşündü. “ Görünüşüyle iş yapan birinin, anlık bir olayla kariyerinin bitme noktasına gelmesi kolay değil.
O acıyı çok yaşadım çünkü pamuk ipliğine bağlı olduğunu idrak ettim. Ama hayat da böyle zaten. Her şey bir anlık. İşimi çok sevdiğimi hatırladım en sonunda. Başka insanları oynamak, onların hayatına kendi benliğimden yaptığım derin bir bakış, buna bayılıyorum ve hep farklı karakterleri canlandırmak istiyorum.”
Kadında çekicilik kriteri: Dış güzellikle ilgilenmiyor kadında en çekici bulduğu özellik ise; İyilik. “Ben insanların içine bakmayı seviyorum. Kötü ruhlu insanı sevmiyorum. Ben o insanın saflığı, temizliği, kendini ne kadar gerçekleştirdiğiyle ilgileniyorum. Kendini gerçekleştirmiş bir kadın bence çok çekicidir. Güzellik biraz da insanın bakışlarında. Ben o göz parlamalarından etkileniyorum. Bir kadının güzelliği, bacakları, memeleri hiç umurumda değil.”
Çağdaş Onur Öztürk TV Dizileri
2026 – Daha 17 – Serhat
2026 – Yaz Evi – (Açıklanacak)
- Gizli Bahçe (2024) – Aziz Cem (NOW)
- Ömer (2023-2024) – Nevzat (Star TV)
- Sipahi (2022-2023) – Yusuf (Show TV)
- Sevmek Zamanı (2022) – Taner (atv)
- Akrep (2021) – Ahmet
- Avlu (2018-2019) – Oktay (Star TV)
- Yuvamdaki Düşman (2018) – Kemal (Show TV)
- Çember: 13. Adım (2017) – Mehmet (Star TV)
- Diriliş Ertuğrul (2016-2017) – Vasilyus (TRT 1)
- Kış Güneşi (2016) – Bora (Show TV)
- Yaz’ın Öyküsü (2015) – Tunç (Kanal D)
- Aşktan Kaçılmaz (2014) – Ali (Star TV)
- Düşler ve Umutlar (2014) – Çakı (FOX)
- Böyle Bitmesin (2013) – Atilla (TRT 1)
- Kuzey Güney (2011-2013) – Barış Hakmen (Kanal D)
- Sakarya Fırat (2009-2011) – Hasan Turna (TRT 1)
- Doğruluk Ekseni (2008) – Doğan (Samanyolu TV)
- Gazi (2008) – Akın (atv)
Çağdaş Onur Öztürk Sinema Filmleri
- Bağlantı Hatası – Levent
- Kardeş Takımı 2 (2025)
- Asaf (2024) – Murat
- Hatıran Yeter
- Cadı Mesmer
- Aşkın 5 Hali (2016) – Korhan
- Sarmaşık (2015) – Denizci
- Kendime İyi Bak (2014) – Emre
- Tut Sözünü
Son Dizi Projesi Çağdaş Onur Öztürk’ün kariyerindeki en güncel ve en ihtişamlı televizyon eseri, Kanal D ekranlarında pazar geceleri yayınlanan ve reyting listelerini altüst eden Daha 17 dizisidir. Gökhan Korkusuz ve Redife Zerener’in incelikle kaleme aldığı, Emre Kabakuşak’ın sinematografik bir vizyonla yönettiği dizi, salt bir gençlik veya aile draması olmanın çok ötesinde, güç savaşlarını, yozlaşmayı, geçmiş travmalarını ve hayatta kalma mücadelesini derinlemesine işleyen devasa bir prodüksiyondur.
Serhat karakteri, televizyon dramalarında eşine az rastlanır bir sosyo-psikolojik derinliğe sahiptir. Resmi tanımlamalara göre Serhat; “zaaflarını nezaketinin arkasında saklayan”, Hakan Akkaya’nın gölgesinde kendi hırslarıyla amansız bir içsel mücadele veren ve içindeki gizli nefreti en büyük yaşam motivasyonuna dönüştürmüş bir adamdır. Öztürk, bu karakteri oynarken ses tonunu asla yükseltmez; aksine, en tehlikeli hamlelerini ve en acımasız tehditlerini, karşısındakine son derece kibar bir gülümseme ve aristokratik bir vücut diliyle sunar.
İnternet Projeleri
Prens: BluTV’nin Türkiye çapında bir fenomene dönüşen bu dizisinde canlandırdığı “Thenio” karakteri, Öztürk’ün kariyerinde yepyeni bir sayfa açmıştır. Özellikle dizinin ikinci sezonunda kadroya katılan Ebru Şahin’in canlandırdığı “Csillia” karakteri ile yaşadıkları komik ve tatlı ajan aşkı, sosyal medyanın en çok konuşulan konularından biri olmuştur.
Dünya Bu: Absürt komedi ve skeç formatının Türkiye’deki en vizyoner örneklerinden biri olan bu yapımda yer alması, onun yenilikçi mizah anlayışına ne kadar yatkın olduğunu kanıtlar.
Terapist: Psikolojik gerilim türündeki bu mini dizide, insan zihninin dehlizlerinde dolaşan, sırlar ve yalanlar üzerine kurulu bir dünyanın parçası olmuştur.
Asaf: Yine dijital dünyada adından söz ettiren, suç, vicdan ve adalet kavramlarını sorgulayan bu yapımda Rıza Kocaoğlu gibi isimlerle beraber çalışmıştır.
Ödüller ve Adaylıklar Çağdaş Onur Öztürk’ün bireysel ödül rafından ziyade, yer aldığı projelerin Türk televizyon ve sinema tarihindeki başarılarına bakmak, onun doğru projeleri seçme konusundaki sezgisel zekasını ortaya koyar. Rol aldığı Sarmaşık filmi, Antalya Altın Portakal Film Festivali, Adana Altın Koza Film Festivali ve sayısız uluslararası festivalden “En İyi Film”, “En İyi Yönetmen” ve “En İyi Senaryo” gibi ödüllerle dönmüştür. Keza Kuzey Güney ve Avlu dizileri de yayınlandıkları dönemlerde tüm ödül törenlerini domine eden yapımlar olmuştur.
Eleştirmen ve Hayran Yorumları Çağdaş Onur Öztürk, hem usta televizyon eleştirmenlerinin hem de geniş hayran kitlelerinin üzerinde mutabık kaldığı, saygı duyulan bir sanatçıdır. Eleştirmenler, onun performanslarını analiz ederken sıklıkla “ekranda devleşmek”, “mikro-mimik ustalığı” ve “beden dilinin senaryoya hizmet etmesi” gibi akademik ve teknik terimler kullanırlar. Dijital platformlardaki işleri, özellikle Prens dizisindeki Thenio rolü, onun Z kuşağı ile de güçlü bir bağ kurmasını sağlamıştır.
Özel Hayat ve Medyada Yeri Ünlülerin her saniyelerini sosyal medyada ve magazin programlarında tüketmeyi tercih ettiği, skandalların kariyere dönüştürüldüğü günümüz medya düzeninde Çağdaş Onur Öztürk, özel hayatının mahremiyetine gösterdiği tavizsiz saygıyla adeta bir çınar gibi durmaktadır. Çağdaş Onur Öztürk evlidir. Çiftin, bu mutlu evlilikten dünyaya gelen Aden Öztürk isminde bir çocukları bulunmaktadır. Zamanının büyük bir bölümünü setlerde, zorlu sahnelerin provalarında ve yeni karakter yaratım süreçlerinde geçiren Öztürk, kalan tüm vaktini eşine ve çocuğu Aden’e ayırmayı tercih etmektedir.
Gelecek Projeler Çağdaş Onur Öztürk’ün 2026 yılı ve sonrasına uzanan vizyonu, üretkenliğinin ve sektörel talebin zirvesinde olduğunu göstermektedir. Halihazırda yayın hayatına fırtına gibi giren Kanal D’nin reyting rekortmeni projesi Daha 17, 2026 sezonunun en çok konuşulan işi olmaya devam edecektir. Bunun yanı sıra, sektördeki güvenilir kaynaklara göre 6 Haziran 2026 tarihinde yayınlanması planlanan Yaz Evi isimli yepyeni bir televizyon projesinde de yer alacaktır.
Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Çağdaş Onur Öztürk aslen nerelidir? Başarılı tiyatro, sinema ve dizi oyuncusu Çağdaş Onur Öztürk, aslen Sivaslıdır ve 16 Ağustos 1979 tarihinde Sivas’ta dünyaya gelmiştir.
Çağdaş Onur Öztürk kaç yaşındadır? 16 Ağustos 1979 doğumlu olan yetenekli aktör, içinde bulunduğumuz 2026 yılı itibarıyla 46-47 yaşlarındadır.
Çağdaş Onur Öztürk’ün boyu ve kilosu kaçtır? Otoriter rolleri oynamasındaki en büyük fiziki avantajı olan boyu 1.83 metredir ve yaklaşık 74 kilo ağırlığındadır.
Çağdaş Onur Öztürk evli mi, eşi kim? Evet, usta oyuncu Çağdaş Onur Öztürk evlidir. Özel hayatının gizliliğine büyük önem verdiği için eşinin ismi medyada yer almasa da, mutlu bir evliliği olduğu bilinmektedir.
Çağdaş Onur Öztürk’ün çocuğu var mı? Evet, başarılı oyuncunun bu evlilikten dünyaya gelen Aden Öztürk isminde bir çocuğu bulunmaktadır.
Çağdaş Onur Öztürk hangi okullardan mezun oldu? Sanatçı, önce Ege Üniversitesi Peyzaj Mimarlığı bölümünden mezun olmuş, ardından Eskişehir Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Sahne Sanatları Bölümü’nü başarıyla tamamlamıştır.
Daha 17 dizisinde Çağdaş Onur Öztürk’ün karakteri nedir? Kanal D’nin iddialı yapımı Daha 17’de, zaaflarını nezaketinin ardına saklayan, kendi hırslarıyla mücadele eden “Serhat” isimli son derece tehlikeli ve derinlikli bir karaktere hayat vermektedir.
Çağdaş Onur Öztürk, Prens dizisinde oynadı mı? Evet, BluTV’nin popüler komedi dizisi Prens’te “Thenio” karakterini canlandırmış ve özellikle Ebru Şahin (Csillia) ile olan partnerliği büyük övgü toplamıştır.
Kuzey Güney dizisindeki rolü neydi? Türk televizyon tarihinin kült dizilerinden biri olan Kuzey Güney’de, hırslı ve takıntılı bir karakter olan Barış Hakmen rolüyle izleyici karşısına çıkmıştır.
Çağdaş Onur Öztürk’ün oynadığı en popüler sinema filmleri hangileridir? Sarmaşık başta olmak üzere, Tut Sözünü, Kendime İyi Bak ve 2024 yılında vizyona giren Hatıran Yeter, Cadı ve Kardeş Takımı 2 oyuncunun yer aldığı en önemli projelerdendir.
yazısı ilk önce üzerinde ortaya çıktı.