- Katılım
- 8 Eyl 2024
- Mesajlar
- 4,268
- Tepkime puanı
- 1
İker Aksum, 23 Mayıs 1971 tarihinde Isparta’da doğmuştur. Türk dizi, sinema ve tiyatro oyuncusu.
Adı: İlker Aksum
Doğum Tarihi: 23 Mayıs 1971
Doğum Yeri: Isparta
Boyu: 1.80 m.
Kilosu: 84 kilo
Burcu: İkizler
Göz Rengi: Yeşil
Annesi: Nurten Aksum
Babası: Bülent Aksum
Kardeşleri: Alpay Aksum, İlkay Aksum
Instagram:
Ailesi: Babası subay pilot, annesi ev hanımı. Biri kız biri erkek ikiz kardeşleri var. “Anne ve babam hâlâ birbirlerine deli gibi âşıklar. Gerçek İstanbulluyuz. Anneannemin annesi 100 yaşında öldü. Anneannem de 100 yaşında vefat etti. Yani anneannem yüz yıldır İstanbul’da, annesi de yüz yıldır İstanbul’da. Yani biz 250-300 yıllık İstanbulluyuz. Ama babam asker olduğu için Türkiye’de birçok yeri görme şansına sahip oldum. Bir oyuncu için büyük şans.”
Çocukluk yılları: 12-13 yaşından beri oyunculukla yoğrulacağını ve oyunculuk yapacağını biliyordu. Oysaki babası onun pilot olmasını istiyordu. “Her baba – oğul ilişkisi gibi o da benden kahramanca işler yapmamı bekliyordu ama ben oyunculukla kendi kahramanlarımı yaratmayı seçtim. Bunun için çok çalıştım, eğitimimi tamamladım ve mücadeleye hâlâ devam ediyorum. Öğrenim, eğitim hiç bitmez. Harika geçen bir çocukluğum var. Benim en büyük şansım ailem oldu. Her zaman desteklediler beni. Çünkü bizim meslekte büyük bir yarış var. Her ne kadar ‘O yarışın içinde değilim. Star olmak istemiyorum. Hiç öyle bir derdim yok’ desen de abi eğer bu işin içindeysen kendini zaten o yarışın içinde buluyorsun. Biri ‘dan’ diye ateş ediyor ve sen koşmaya başlıyorsun. Yani öbür türlü zaten sen yoksun ki emin ol hiçbir şey olmayacaksın. Bu koşulların içinde bozulmadan, delirmeden kalmamın tek sebebi ailemdir, yetiştirilme tarzımdır.”
Eğitim hayatı: Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı’ndan mezun oldu.
Oyunculuğa nasıl başladı? 1994 yılında Antalya Devlet Tiyatrosu’nda çalışmaya başladı. İlk profesyonel rolü Hamlet oyununda ‘Ophelia’ oldu. İki sene 10’dan fazla oyunda rol aldı. Kadro açılmadığı için ayrılıp 1996’da İstanbul’a yerleşti. Bakırköy Belediye Tiyatrosu’nda kısa bir süre, İstanbul Şehir Tiyatroları’nda ise bir yıl çalıştı.
Oyunculuğa ilk adım: 1997 yılında ‘Olacak O Kadar’ programıyla ilk televizyon deneyimini yaşadı.
Hangi proje ile parladı? ‘Yabancı Damat’ dizisinde canlandırdığı ‘Ruşen’ karakteri ile dikkatleri üzerine çekti.
Düşünce yapısı: Oyunculuğun kimsenin tekelinde olmadığını ve iyi bir oyuncu olmak için akademik eğitimin şart olmadığını düşünüyor. “Çok yeteneksiz biri Türkiye’nin starı ya da dünya starı olabilir. Dizide, sinemada insanı öyle bir çekerler ve bu sayede hiç beklemediğin birinden öyle bir oyunculuk izlersin ki ‘Vay anasına’ dersin. Çok denk geldim buna. Oyunculuk kimsenin tekelinde değil. Bu işin eğitimini almış biri olarak ‘Akademik geçmişin olmadan oyuncu olamazsın’ diyenlerden değilim. Bir sürü alaylı, kendini geliştirmiş aktör var. Lindsay Lohan ve Paris Hilton gibi ne iş yaptığı belli olmayan insanlar dünya starı. Sinema, özellikle de dizi allama pullama işi. Dizi zaten sanat değil, sinemanın da olup olmadığı tartışılıyor. Dizilerde ve sinemada oyunculuk için eğitim şart değil ama yönetmenlik ve senaristlik için şart. Dizi sektörü öyle büyüdü ki ‘Akademik eğitimine, tiyatro geçmişine bakalım’ diyecek zemin yok. Hemen birini bulmak için ‘Güzel gözlüsün, gel’ dendiği oluyor. O gün için tutuyor ama sonrası zurnanın zırt dediği yer. Tiyatro başka, orada ‘mış gibi’ yapan birini çıkar seyirci karşısına bakalım ne oluyor?”
Mutluluk kaynağı: Kariyerinde şansının yaver gittiğine ve oyunculuğa başlarken doğru insanlarla güzel işler yaptığına inanıyor, bundan dolayı mutluluk duyuyor. “Çarli’yle tanındım. 3 sene fenomen olan o işten sonra beni komediden devam ettirebilirlerdi. Şanslıydım çünkü ‘Çarli’yi çeken Taylan kardeşler bana inandı. ‘Çarli’den sonra beni sinemada dramanın kralında oynattılar. Bu bir yönetmenin, yapımcının kolay kolay altına girebileceği bir iş değil. Şansım bana inanan insanlara denk gelmemdi. Ben de onların yüzlerini kara çıkarmadım. Hep çok çalıştım. Bizim sektörde yetenek çok önemli ama birilerinin sana gören gözlerle bakıp inanması da bir o kadar önemli.”
İlk sinema filmi: Yağmur- Durul Taylan/ Küçük Kıyamet
Aşka bakışı: “Âşık olduğunuz zaman gözlerinize perde iner. Ananı babanı tanımazsın. Damarlarını kesersin. Ağır bir kimyasal. Adım atamayabilirsin. Tam tersi her şey pespembe olabilir. Mutluluktan uçabilirsin. Bunun tanımı yok, tarifi yok. Âşık olunca hemen hemen hepimiz aynı şeyleri hissediyoruz. Midede başlayan bir karıncalanma. Belirtileri neler: Doğru dürüst düşünememeye başlıyorsunuz. Ne salgılıyorsak artık. O hormonu doktorlar sentetik olarak üretse kafayı yeriz. Çok mutlu bir dünyaya da uyanabiliriz, bilemiyorum. Bunları yaşadım, oradan biliyorum yani.”
Hayata bakışı: Mesleği adına kendini geliştirme metotlarını; disiplin, fiziksel olarak kendine iyi bakmak, yılmamak, pes etmemek, küsmemek ve pozitif olmak olarak sıralıyor. 26 yıllık kariyerine dönüp baktığında ise yaşadığı duygular, mutluluk, pişmanlık ve yalnızlık. “Ama her şartta ayağa kalkıp devam ettim, her duumda mesleğimi en iyi şekilde icra ettiğimi düşünüyorum ve bunun getirdiği haklı gururu da yaşıyorum. Ödül almadığım dönemler oldu. Gençtim ama çok iyi işler yapıyordum. Neden ödül alamadığımı anlayamıyordum, sonra bir yönetmenim bana dedi ki; ‘Stanley Kubrick hayatı boyunca ödül alamadı.’ Bu beni çok rahatlattı. Çünkü benim için dünyanın gelmiş geçmiş en iyi yönetmeni Stanley Kubrick’tir. Böyle düşünürken 2001’den itibaren almadığım ödül kalmadı. Bu piyasanın bana verdiği bir değerdir, teşekkür ederim.”
İş hayatına bakışı: Oyunculuğun, şehvet, hırs, iddia, inat, disiplin ve başarı gibi duyguların hepsini barındırdığını düşünüyor. Sektörde neyin tutup tutmayacağını kestirmenin mümkün olmadığını ve bir nevi kumar oynadıklarına inanıyor. “Hepimiz kumar oynuyoruz. Hatta son dönemde fazla kumar oynamaya başladık. Durum ‘ya tutarsa’ noktasına gelmeye başladı. Tutmayan dizilerden konuşulurken fatura genelde oyunculara kesiliyor ama kimse kusura bakmasın bence başlıca sıkıntı kanalların yönetici kadrolarının profesyonelliğin dışına çıkmasında. Bir kanal yılda 18 dizi yapıyor ve sadece 1’i tutuyorsa kadrosunda problem vardır. Ben o dramalar müdürünü hemen değiştiririm. Demek ki maddi olarak kayıp oluşmuyor, oluşsa bir gün tutmazlar o insanı orada! Yapımcılar da kaybetmiyor olmalı ki bir dizi batıyor, diğerine başlıyorlar. Bir doktorun 18 hastasının 17’sini ameliyat sırasında kaybetmesi kabul edilebilir mi? Şu anda sistemi hiçbirimiz çözemiyoruz. Bu da beraberinde standartsızlığı getiriyor. Korkunç bir sirkülasyon ve karışıklık var. Bunları dizi sektörüne tu kaka demek için söylemiyorum. Bu ayıp olur, ekmeğimi oradan yiyorum. Ama bu durumdan yoruldum.”
Kariyer planı: Kariyeri açısından hem dram hem de komedi rollerinde yer almanın büyük avantaj olduğu görüşünde. “Bana bir yıl komedi, bir yıl dram geliyor. Bunu yakalayabilmek zordur bir oyuncu için. ‘20 Dakika’ dramdı, ‘Kadim Dostum’ komediydi. ‘Çarşı Pazar’ filmi komediydi, ‘Vavien filmi dramdı. Mümkünse standartları koruyarak işler yapmak gerek. Bazen kötü işler de yapıyoruz. Hatta bazen değil son beş yılda kötü işlerimin sayısı çoğalmaya başladı. Bu benim moralimi bozuyor açıkçası. Çünkü anlayamamaya başladım. Evet, seçiciydim ama son yıllarda iyi seçememeye başladım. Bu enteresan bir şey ama baktığınızda dünyadaki bütün aktörlerin başına gelmiş. Mesela geçenlerde Russell Crowe, Will Smith, Colin Farrell gibi üç ismin oynadığı çok berbat bir film izledim. İnanamadım. Senaristine, yönetmenine bir baktım ilk yönetmenlik deneyiminde belli ki rica etmiş, onlar da oynamışlar. Ve felaket bir film çekilmiş. Ben de kötü proje yapma hakkımı kullandım. Hiç mi hakkım yok? Lionel Messi’nin kötü bir maç oynama hakkı yok mu? Var, benim de var. Son üç yılda hakkımı kullandığımı düşünüyorum. Bazen şansın yaver gitmiyor Bizim meslekle uğraşan insanların hayatında sık rastlayacağı şeyler bunlar. Sadece burada şu önemli; ‘küsme, fiziksel ve ruhsal hazırlığından disiplinden taviz verme!’ Bu yaşımda bana hâlâ 23 yaşındaki bir kadınla aşk filmi oynatabiliyorlar. Mesela bu önemli bir durum. Baba, amca dede rolleri de gelecek ama daha var. Fiziksel ve ruhsal disiplin bir oyuncu için çok önemli. Çünkü uzun bir maraton var önünüzde. 78 yaşında da başrol oynuyorsun sonuçta.”
Gelecek Hayali: Artık biraz dinlenmek istiyor. “1996 yılından itibaren set-tiyatro arasında koşturdum, biraz dinlenmem gerek. Eğer madden tüm engelleri geride bırakabilirsem sadece sinema ve tiyatro ile uğraşmak istiyorum. Televizyon çok yorucu bir iş. Büyük hedefim şu: İnsanların sinemada önlerine gelen filmde ‘İlker varsa bir bakılır’ demesini istiyorum.
Kaygıları: Sektörde yaşanan reyting kaygısını endişe verici buluyor. “Eğitim olarak profesyonellerle çalışmadığımız sürece ve bu işin akademik boyutlarını başlara getirmediğimiz sürece bu böyle gitmeye devam edecek. Televizyonların yönetim kadrolarına baktığımızda bu işlerle hiç alakası olmayan kadroları görüyoruz. Yapımcı tarafına baktığımızda da aynı. Ve gelelim işin üretken tarafına; durum orada da farklı değil. Setlerde sanat yönetmeni mi, görüntü yönetmeni mi, yönetmen mi? Güldürmeyin beni. Bu memlekette 100 tane yönetmen mi var? Oyuncu tarafına bakarsak artık iş çok fazla sokaktan olmaya başladı. Sokaktan derken sokağı küçümsemiyorum tabii ki. Son beş yılda yaşadığımız kadar televizyon kirliliğini ben hiç hatırlamıyorum.”
Formunu nasıl koruyor? Çekimi olduğu günler yatmadan önce muhakkak makyajını temizliyor. “Yemeğime dikkat ederim, öğün kaçırmamaya çalışırım. Bir de bu genetik anne-babam da böyle. Ben de biraz dikkat ediyorum. Neredeyse 50’li yaşlara merdiven dayadım ama hâlâ gençlerle rol paylaşabiliyorum.
İlker Aksum, güçlü oyunculuğunun yanı sıra televizyon programlarında sunuculuk da yapmıştır. “Birimiz İkimiz İçin” adlı yarışma programını sunan Aksum, 2012 yılında 49’uncu Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin sunuculuğunu İclal Aydın ile birlikte gerçekleştirmiştir. Ayrıca tok ve karakteristik sesiyle pek çok markanın reklam yüzü olmuş ve seslendirme çalışmalarında bulunmuştur.
Setlerdeki yüksek enerjisi ve meslektaşlarıyla olan sıkı dostluklarıyla bilinen İlker Aksum, Engin Günaydın, Binnur Kaya, Timuçin Esen ve Taylan Biraderler ile çok yakın arkadaştır. Özel hayatında ilk evliliğini 2008 yılında oyuncu Belgin Erdoğan ile yapmış, çift 2012 yılında yollarını ayırmıştır. Uzun bir aradan sonra aradığı mutluluğu bulan yetenekli oyuncu, 2023 yılında yoga eğitmeni ve tiyatrocu Dilay Ekmekçioğlu ile hayatını birleştirmiştir. Sosyal medyada eğlenceli set arkası kareleri paylaşan oyuncu, özel yaşamını olabildiğince kameralardan uzak ve sade yaşamayı tercih etmektedir.
2026 yılını oldukça verimli geçiren oyuncunun, önümüzdeki süreçte çekimleri yakında başlayacak olan komedi filmi Mutluyuz 2 (Aytaç karakteriyle) ve Mitoloji Mafyası (Rıza karakteriyle) projeleriyle yine beyaz perdede seyirciyle buluşması beklenmektedir.
yazısı ilk önce üzerinde ortaya çıktı.
Adı: İlker Aksum
Doğum Tarihi: 23 Mayıs 1971
Doğum Yeri: Isparta
Boyu: 1.80 m.
Kilosu: 84 kilo
Burcu: İkizler
Göz Rengi: Yeşil
Annesi: Nurten Aksum
Babası: Bülent Aksum
Kardeşleri: Alpay Aksum, İlkay Aksum
Instagram:
Ailesi: Babası subay pilot, annesi ev hanımı. Biri kız biri erkek ikiz kardeşleri var. “Anne ve babam hâlâ birbirlerine deli gibi âşıklar. Gerçek İstanbulluyuz. Anneannemin annesi 100 yaşında öldü. Anneannem de 100 yaşında vefat etti. Yani anneannem yüz yıldır İstanbul’da, annesi de yüz yıldır İstanbul’da. Yani biz 250-300 yıllık İstanbulluyuz. Ama babam asker olduğu için Türkiye’de birçok yeri görme şansına sahip oldum. Bir oyuncu için büyük şans.”
Çocukluk yılları: 12-13 yaşından beri oyunculukla yoğrulacağını ve oyunculuk yapacağını biliyordu. Oysaki babası onun pilot olmasını istiyordu. “Her baba – oğul ilişkisi gibi o da benden kahramanca işler yapmamı bekliyordu ama ben oyunculukla kendi kahramanlarımı yaratmayı seçtim. Bunun için çok çalıştım, eğitimimi tamamladım ve mücadeleye hâlâ devam ediyorum. Öğrenim, eğitim hiç bitmez. Harika geçen bir çocukluğum var. Benim en büyük şansım ailem oldu. Her zaman desteklediler beni. Çünkü bizim meslekte büyük bir yarış var. Her ne kadar ‘O yarışın içinde değilim. Star olmak istemiyorum. Hiç öyle bir derdim yok’ desen de abi eğer bu işin içindeysen kendini zaten o yarışın içinde buluyorsun. Biri ‘dan’ diye ateş ediyor ve sen koşmaya başlıyorsun. Yani öbür türlü zaten sen yoksun ki emin ol hiçbir şey olmayacaksın. Bu koşulların içinde bozulmadan, delirmeden kalmamın tek sebebi ailemdir, yetiştirilme tarzımdır.”
Eğitim hayatı: Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı’ndan mezun oldu.
Oyunculuğa nasıl başladı? 1994 yılında Antalya Devlet Tiyatrosu’nda çalışmaya başladı. İlk profesyonel rolü Hamlet oyununda ‘Ophelia’ oldu. İki sene 10’dan fazla oyunda rol aldı. Kadro açılmadığı için ayrılıp 1996’da İstanbul’a yerleşti. Bakırköy Belediye Tiyatrosu’nda kısa bir süre, İstanbul Şehir Tiyatroları’nda ise bir yıl çalıştı.
Oyunculuğa ilk adım: 1997 yılında ‘Olacak O Kadar’ programıyla ilk televizyon deneyimini yaşadı.
Hangi proje ile parladı? ‘Yabancı Damat’ dizisinde canlandırdığı ‘Ruşen’ karakteri ile dikkatleri üzerine çekti.
Düşünce yapısı: Oyunculuğun kimsenin tekelinde olmadığını ve iyi bir oyuncu olmak için akademik eğitimin şart olmadığını düşünüyor. “Çok yeteneksiz biri Türkiye’nin starı ya da dünya starı olabilir. Dizide, sinemada insanı öyle bir çekerler ve bu sayede hiç beklemediğin birinden öyle bir oyunculuk izlersin ki ‘Vay anasına’ dersin. Çok denk geldim buna. Oyunculuk kimsenin tekelinde değil. Bu işin eğitimini almış biri olarak ‘Akademik geçmişin olmadan oyuncu olamazsın’ diyenlerden değilim. Bir sürü alaylı, kendini geliştirmiş aktör var. Lindsay Lohan ve Paris Hilton gibi ne iş yaptığı belli olmayan insanlar dünya starı. Sinema, özellikle de dizi allama pullama işi. Dizi zaten sanat değil, sinemanın da olup olmadığı tartışılıyor. Dizilerde ve sinemada oyunculuk için eğitim şart değil ama yönetmenlik ve senaristlik için şart. Dizi sektörü öyle büyüdü ki ‘Akademik eğitimine, tiyatro geçmişine bakalım’ diyecek zemin yok. Hemen birini bulmak için ‘Güzel gözlüsün, gel’ dendiği oluyor. O gün için tutuyor ama sonrası zurnanın zırt dediği yer. Tiyatro başka, orada ‘mış gibi’ yapan birini çıkar seyirci karşısına bakalım ne oluyor?”
Mutluluk kaynağı: Kariyerinde şansının yaver gittiğine ve oyunculuğa başlarken doğru insanlarla güzel işler yaptığına inanıyor, bundan dolayı mutluluk duyuyor. “Çarli’yle tanındım. 3 sene fenomen olan o işten sonra beni komediden devam ettirebilirlerdi. Şanslıydım çünkü ‘Çarli’yi çeken Taylan kardeşler bana inandı. ‘Çarli’den sonra beni sinemada dramanın kralında oynattılar. Bu bir yönetmenin, yapımcının kolay kolay altına girebileceği bir iş değil. Şansım bana inanan insanlara denk gelmemdi. Ben de onların yüzlerini kara çıkarmadım. Hep çok çalıştım. Bizim sektörde yetenek çok önemli ama birilerinin sana gören gözlerle bakıp inanması da bir o kadar önemli.”
İlk sinema filmi: Yağmur- Durul Taylan/ Küçük Kıyamet
Aşka bakışı: “Âşık olduğunuz zaman gözlerinize perde iner. Ananı babanı tanımazsın. Damarlarını kesersin. Ağır bir kimyasal. Adım atamayabilirsin. Tam tersi her şey pespembe olabilir. Mutluluktan uçabilirsin. Bunun tanımı yok, tarifi yok. Âşık olunca hemen hemen hepimiz aynı şeyleri hissediyoruz. Midede başlayan bir karıncalanma. Belirtileri neler: Doğru dürüst düşünememeye başlıyorsunuz. Ne salgılıyorsak artık. O hormonu doktorlar sentetik olarak üretse kafayı yeriz. Çok mutlu bir dünyaya da uyanabiliriz, bilemiyorum. Bunları yaşadım, oradan biliyorum yani.”
Hayata bakışı: Mesleği adına kendini geliştirme metotlarını; disiplin, fiziksel olarak kendine iyi bakmak, yılmamak, pes etmemek, küsmemek ve pozitif olmak olarak sıralıyor. 26 yıllık kariyerine dönüp baktığında ise yaşadığı duygular, mutluluk, pişmanlık ve yalnızlık. “Ama her şartta ayağa kalkıp devam ettim, her duumda mesleğimi en iyi şekilde icra ettiğimi düşünüyorum ve bunun getirdiği haklı gururu da yaşıyorum. Ödül almadığım dönemler oldu. Gençtim ama çok iyi işler yapıyordum. Neden ödül alamadığımı anlayamıyordum, sonra bir yönetmenim bana dedi ki; ‘Stanley Kubrick hayatı boyunca ödül alamadı.’ Bu beni çok rahatlattı. Çünkü benim için dünyanın gelmiş geçmiş en iyi yönetmeni Stanley Kubrick’tir. Böyle düşünürken 2001’den itibaren almadığım ödül kalmadı. Bu piyasanın bana verdiği bir değerdir, teşekkür ederim.”
İş hayatına bakışı: Oyunculuğun, şehvet, hırs, iddia, inat, disiplin ve başarı gibi duyguların hepsini barındırdığını düşünüyor. Sektörde neyin tutup tutmayacağını kestirmenin mümkün olmadığını ve bir nevi kumar oynadıklarına inanıyor. “Hepimiz kumar oynuyoruz. Hatta son dönemde fazla kumar oynamaya başladık. Durum ‘ya tutarsa’ noktasına gelmeye başladı. Tutmayan dizilerden konuşulurken fatura genelde oyunculara kesiliyor ama kimse kusura bakmasın bence başlıca sıkıntı kanalların yönetici kadrolarının profesyonelliğin dışına çıkmasında. Bir kanal yılda 18 dizi yapıyor ve sadece 1’i tutuyorsa kadrosunda problem vardır. Ben o dramalar müdürünü hemen değiştiririm. Demek ki maddi olarak kayıp oluşmuyor, oluşsa bir gün tutmazlar o insanı orada! Yapımcılar da kaybetmiyor olmalı ki bir dizi batıyor, diğerine başlıyorlar. Bir doktorun 18 hastasının 17’sini ameliyat sırasında kaybetmesi kabul edilebilir mi? Şu anda sistemi hiçbirimiz çözemiyoruz. Bu da beraberinde standartsızlığı getiriyor. Korkunç bir sirkülasyon ve karışıklık var. Bunları dizi sektörüne tu kaka demek için söylemiyorum. Bu ayıp olur, ekmeğimi oradan yiyorum. Ama bu durumdan yoruldum.”
Kariyer planı: Kariyeri açısından hem dram hem de komedi rollerinde yer almanın büyük avantaj olduğu görüşünde. “Bana bir yıl komedi, bir yıl dram geliyor. Bunu yakalayabilmek zordur bir oyuncu için. ‘20 Dakika’ dramdı, ‘Kadim Dostum’ komediydi. ‘Çarşı Pazar’ filmi komediydi, ‘Vavien filmi dramdı. Mümkünse standartları koruyarak işler yapmak gerek. Bazen kötü işler de yapıyoruz. Hatta bazen değil son beş yılda kötü işlerimin sayısı çoğalmaya başladı. Bu benim moralimi bozuyor açıkçası. Çünkü anlayamamaya başladım. Evet, seçiciydim ama son yıllarda iyi seçememeye başladım. Bu enteresan bir şey ama baktığınızda dünyadaki bütün aktörlerin başına gelmiş. Mesela geçenlerde Russell Crowe, Will Smith, Colin Farrell gibi üç ismin oynadığı çok berbat bir film izledim. İnanamadım. Senaristine, yönetmenine bir baktım ilk yönetmenlik deneyiminde belli ki rica etmiş, onlar da oynamışlar. Ve felaket bir film çekilmiş. Ben de kötü proje yapma hakkımı kullandım. Hiç mi hakkım yok? Lionel Messi’nin kötü bir maç oynama hakkı yok mu? Var, benim de var. Son üç yılda hakkımı kullandığımı düşünüyorum. Bazen şansın yaver gitmiyor Bizim meslekle uğraşan insanların hayatında sık rastlayacağı şeyler bunlar. Sadece burada şu önemli; ‘küsme, fiziksel ve ruhsal hazırlığından disiplinden taviz verme!’ Bu yaşımda bana hâlâ 23 yaşındaki bir kadınla aşk filmi oynatabiliyorlar. Mesela bu önemli bir durum. Baba, amca dede rolleri de gelecek ama daha var. Fiziksel ve ruhsal disiplin bir oyuncu için çok önemli. Çünkü uzun bir maraton var önünüzde. 78 yaşında da başrol oynuyorsun sonuçta.”
Gelecek Hayali: Artık biraz dinlenmek istiyor. “1996 yılından itibaren set-tiyatro arasında koşturdum, biraz dinlenmem gerek. Eğer madden tüm engelleri geride bırakabilirsem sadece sinema ve tiyatro ile uğraşmak istiyorum. Televizyon çok yorucu bir iş. Büyük hedefim şu: İnsanların sinemada önlerine gelen filmde ‘İlker varsa bir bakılır’ demesini istiyorum.
Kaygıları: Sektörde yaşanan reyting kaygısını endişe verici buluyor. “Eğitim olarak profesyonellerle çalışmadığımız sürece ve bu işin akademik boyutlarını başlara getirmediğimiz sürece bu böyle gitmeye devam edecek. Televizyonların yönetim kadrolarına baktığımızda bu işlerle hiç alakası olmayan kadroları görüyoruz. Yapımcı tarafına baktığımızda da aynı. Ve gelelim işin üretken tarafına; durum orada da farklı değil. Setlerde sanat yönetmeni mi, görüntü yönetmeni mi, yönetmen mi? Güldürmeyin beni. Bu memlekette 100 tane yönetmen mi var? Oyuncu tarafına bakarsak artık iş çok fazla sokaktan olmaya başladı. Sokaktan derken sokağı küçümsemiyorum tabii ki. Son beş yılda yaşadığımız kadar televizyon kirliliğini ben hiç hatırlamıyorum.”
Formunu nasıl koruyor? Çekimi olduğu günler yatmadan önce muhakkak makyajını temizliyor. “Yemeğime dikkat ederim, öğün kaçırmamaya çalışırım. Bir de bu genetik anne-babam da böyle. Ben de biraz dikkat ediyorum. Neredeyse 50’li yaşlara merdiven dayadım ama hâlâ gençlerle rol paylaşabiliyorum.
İLKER AKSUM TELEVİZYON DİZİLERİ
TV Dizileri
2026-günümüz – Altı Üstü İstanbul – Bayram Cankaya
2024-2025 – Siyah Kalp – Tahsin
2024 – Teşkilat – Kambur
2023 – Başım Belada – Oyuncu
2021 – Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz – Oyuncu
2020-2021 – Ramo – Hasan
2018 – Mehmetçik Kut’ül Amare – Cox
2018 – Diriliş Ertuğrul – Dragos
2016-2017 – Poyraz Karayel – Çınar Sayguner
2016 – Seddülbahir 32 Saat – Ramiz
2015-2016 – Yeşil Deniz – Oyuncu
2014 – Ne Diyosuun – Ali Kemal
2014 – Kadim Dostum – Oyuncu
2013 – Tatar Ramazan – Oyuncu
2013 – 20 Dakika – Ali Halaskar
2012 – Kötü Yol – Reşat
2011 – Muhteşem Yüzyıl – Kaptan-ı Derya Cafer Ağa
2011 – Sen de Gitme – Dr. Yahya Turan
2011 – Bizim Yenge – Bahri
2008-2010 – Canım Ailem – Halim
2007-2008 – Karayılan – Yüzbaşı Laroş
2004-2007 – Yabancı Damat – Ruşen Demir
2003 – Aşk Olsun – Yıldırım
2002 – Biz Size Aşık Olduk – Sinan
2002 – Beşik Kertmesi – Enis Büyütücü
2000 – Çarli İş Başında – Afakan
2000 – Olacak O Kadar – Oyuncu
2000 – Baykuşların Saltanatı – Oyuncu
1999 – 5 Maymun Çetesi – Amerikan
1998 – Çarli – Afakan
İnternet Dizileri ve Dijital Projeler
2025 – Çarpıntı – Halit – Dijital Platform
2025 – Karantina – Ender Zorlu – Dijital Platform
2024 – Yeşil Deniz: Milenyum – Oyuncu – Tabii
2023-2025 – Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî – Selahattin Zerkubi – Tabii
2023-2024 – Şahsiyet – Oyuncu – Gain
Sinema Filmleri
Yakında – Mutluyuz 2 – Aytaç
Yakında – Mitoloji Mafyası – Rıza
2025 – Sonradan Gurme – Mehmet Usta
2025 – Kadıköy Boğası – Oyuncu
2025 – Eşref Rüya – Kabzımal
2024 – Sadık Ahmet – İsmail Rodoplu
2024 – Çocuk Kalbi – Erdem
2024 – Gecenin Nakaratı – Oyuncu
2023 – Yangın Günleri: Independenta – Oyuncu
2023 – Demir Kadın: Neslican – Oyuncu
2023 – Oyun Bitti – Oyuncu
2023 – Nefes: Yer Eksi İki – Gazeteci Ufuk
2022 – Aşkın Ömrü – Anıl
2022 – Müjdemi İsterim – Niyazi
2021 – Azizler – Oyuncu
2019 – 7. Koğuştaki Mucize – Askorozlu
2018 – Her Şey Seninle Güzel – Oyuncu
2018 – Hedefim Sensin – Yarım Hasan
2016 – Buyur Bi’De Burdan Bak – Oyuncu
2015 – Aşk Olsun – Oyuncu
2013 – İki Kafadar Chinese Connection – Oyuncu
2013 – Mutlu Aile Defteri – Kudret Taşyumruk
2011 – Bizim Büyük Çaresizliğimiz – Ender
2009 – Ejder Kapanı – Doktor
2009 – Vavien – Televizyoncu Sabri
2008 – Güz Sancısı – İsmet
2006 – Küçük Kıyamet – Ali
Tiyatro Oyunları
2010 – Macbeth – Oyun Atölyesi
1995 – Danton’un Ölümü – Antalya Devlet Tiyatrosu
1995 – Gelin Yarışalım – Antalya Devlet Tiyatrosu
1995 – Şarkıcı – Antalya Devlet Tiyatrosu
1994 – Hamlet – Antalya Devlet Tiyatrosu (Ophelia)
Reklam ve Sunuculuk Çalışmaları
İlker Aksum, güçlü oyunculuğunun yanı sıra televizyon programlarında sunuculuk da yapmıştır. “Birimiz İkimiz İçin” adlı yarışma programını sunan Aksum, 2012 yılında 49’uncu Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin sunuculuğunu İclal Aydın ile birlikte gerçekleştirmiştir. Ayrıca tok ve karakteristik sesiyle pek çok markanın reklam yüzü olmuş ve seslendirme çalışmalarında bulunmuştur.
Ödüller ve Adaylıklar
2006: 28. SİYAD Türk Sineması Ödülleri – En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (Küçük Kıyamet filmiyle)
Özel Hayatı ve Medyada Yeri
Setlerdeki yüksek enerjisi ve meslektaşlarıyla olan sıkı dostluklarıyla bilinen İlker Aksum, Engin Günaydın, Binnur Kaya, Timuçin Esen ve Taylan Biraderler ile çok yakın arkadaştır. Özel hayatında ilk evliliğini 2008 yılında oyuncu Belgin Erdoğan ile yapmış, çift 2012 yılında yollarını ayırmıştır. Uzun bir aradan sonra aradığı mutluluğu bulan yetenekli oyuncu, 2023 yılında yoga eğitmeni ve tiyatrocu Dilay Ekmekçioğlu ile hayatını birleştirmiştir. Sosyal medyada eğlenceli set arkası kareleri paylaşan oyuncu, özel yaşamını olabildiğince kameralardan uzak ve sade yaşamayı tercih etmektedir.
Gelecek Projeler
2026 yılını oldukça verimli geçiren oyuncunun, önümüzdeki süreçte çekimleri yakında başlayacak olan komedi filmi Mutluyuz 2 (Aytaç karakteriyle) ve Mitoloji Mafyası (Rıza karakteriyle) projeleriyle yine beyaz perdede seyirciyle buluşması beklenmektedir.
İlker Aksum Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
İlker Aksum aslen nereli? Babası asker olan İlker Aksum, memuriyetleri sebebiyle Isparta’da doğmuştur ancak çocukluğu Türkiye’nin birçok farklı şehrinde geçmiştir.
İlker Aksum evli mi, sevgilisi kim? Usta oyuncu İlker Aksum, 2023 yılından bu yana Dilay Ekmekçioğlu ile evlidir.
İlker Aksum kaç yaşında? 23 Mayıs 1971 doğumlu olan oyuncu, 2026 yılı itibarıyla 55 yaşındadır.
İlker Aksum’un boyu ve kilosu kaç? İlker Aksum 1.80 metre boyunda ve yaklaşık 82 kilo ağırlığındadır.
İlker Aksum 2026 yılında hangi dizide oynuyor? 2026 yılında ATV’nin sevilen dizisi “Altı Üstü İstanbul”da Bayram Cankaya karakterini canlandırmaktadır.
İlker Aksum’un babası kimdir? Babası, subay ve savaş pilotu olan Mehmet Bülent Aksum’dur.
İlker Aksum’un kardeşi var mı? Evet, oyuncunun İlkay ve Alpay adında ikiz kardeşleri bulunmaktadır.
İlker Aksum hangi üniversiteden mezun? Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı Oyunculuk Bölümünden 1993 yılında mezun olmuştur.
İlker Aksum’un ilk dizisi hangisi? Televizyondaki ilk tecrübesi Devin Özgür Çınar’ın tavsiyesiyle yer aldığı “Sır Dosyası” dizisidir; ancak asıl çıkışını “Çarli” dizisiyle yapmıştır.
İlker Aksum Yabancı Damat dizisinde hangi roldeydi? Fenomen dizi Yabancı Damat’ta Antepli baklavacı “Ruşen Demir” karakterini oynamıştır.
yazısı ilk önce üzerinde ortaya çıktı.