- Katılım
- 8 Eyl 2024
- Mesajlar
- 3,519
- Tepkime puanı
- 1
Bozkırın Tezenesi Neşet Ertaş kimdir? Efsane halk ozanının hayatı, eşi Leyla’ya olan aşkı, babası Muharrem Ertaş ile ilişkisi, unutulmaz eserleri ve vefatına dair tüm detaylar biyografimizde.
Tam Adı: Neşet Ertaş
Doğum Tarihi: 1938
Ölüm Tarihi: 25 Eylül 2012
Doğum Yeri: Çiçekdağı, Kırşehir (Kırtıllar/İbikli Köyü)
Boyu: 1.70 m (Tahmini)
Meslek: Halk Ozanı, Abdal Müzisyeni, Besteci, Söz Yazarı
Aktif Yıllar: 1950 – 2012
Eğitim: Okuma yazmayı kendi kendine öğrenmiştir (İTÜ Fahri Doktora sahibidir).
Annesi: Döne Hanım
Babası: Muharrem Ertaş
Kardeşi var mı?: Evet (Necati Ertaş ve diğer kardeşleri)
Aslen Nereli: Kırşehir
Eşi: Leyla Ertaş (Boşandı)
Çocukları: Döne Ertaş, Canan Ertaş, Hüseyin Ertaş
1938 yılında Kırşehir’in Çiçekdağı ilçesine bağlı Kırtıllar (İbikli) köyünde dünyaya gelen Neşet Ertaş, Abdal müzik geleneğinin en güçlü temsilcisi olan Muharrem Ertaş’ın oğludur. Çocukluğu yoksulluk içinde geçen Ertaş, annesi Döne Hanım’ı çok küçük yaşta kaybetmiştir. Bu erken kayıp ve yoksulluk, onun ruh dünyasında derin izler bırakmıştır. Okul yüzü göremeyen ve okuma yazmayı hayatın içinde kendi çabasıyla öğrenen “Bozkırın Tezenesi”, asıl eğitimini babasının yanında almıştır. Henüz 5-6 yaşlarındayken babasıyla birlikte köy düğünlerine giderek köçeklik yapmış ve zil çalmış, Abdal kültürünün tüm inceliklerini yerinde öğrenmiştir.
Neşet Ertaş’ın profesyonel müzik yolculuğu, 1950’li yılların sonunda İstanbul’a gelmesiyle ivme kazanmıştır. 1957 yılında Şençalar Plak’tan çıkardığı ilk plağı “Neden Garip Garip Ötersin Bülbül”, babası Muharrem Ertaş’a ait bir eserdir ve büyük yankı uyandırmıştır. Bu plakla birlikte yerel bir müzisyen olmaktan çıkıp ulusal bir şöhrete kavuşmuştur.
İstanbul’daki başarısının ardından Ankara’ya yerleşen Ertaş, burada Ankara Radyosu’nda ve gazinolarda sahne alarak sanatını olgunlaştırmıştır. “Zahidem”, “Gönül Dağı” gibi başyapıtlarını bu dönemde üretmiş, kendi besteleriyle halkın gönlünde taht kurmuştur.
Neşet Ertaş’ın hayatındaki en büyük kırılma noktalarından biri, parmaklarında oluşan felç belirtileri nedeniyle 1970’lerin sonunda Almanya’ya gitmek zorunda kalmasıdır. Tedavi ve çocuklarının eğitimi için uzun yıllar gurbette yaşayan sanatçı, burada bir “Saz Evi” açarak gurbetçilerin sesi olmuştur. “Öldü” sanıldığı yılların ardından, 2000 yılında İstanbul Harbiye Açıkhava Tiyatrosu’nda verdiği efsanevi konserle Türkiye’ye muhteşem bir dönüş yapmıştır.
Süleyman Demirel döneminde kendisine sunulan “Devlet Sanatçısı” unvanını, “Ben halkın sanatçısıyım” diyerek reddetmesi, onun onurlu duruşunun simgesi olmuştur. UNESCO tarafından “Yaşayan İnsan Hazinesi” ilan edilen Ertaş, İTÜ Devlet Konservatuvarı tarafından da “Fahri Doktora” unvanına layık görülmüştür.
Neşet Ertaş, teknik olarak babasından aldığı “bozlak” geleneğini, daha şehirli ve yumuşak bir forma dönüştürmüştür. Bağlama icrasında geliştirdiği ve “tarama” adı verilen teknik, tek bir sazdan orkestra tınısı çıkmasını sağlar. Yaşar Kemal tarafından kendisine verilen “Bozkırın Tezenesi” lakabı, onun sanatının gücünü en iyi anlatan ifadedir. Şarkılarında aşk, gurbet, yoksulluk ve “Gönül” kavramlarını işleyen Ertaş, Harold Bloom’un “Etkilenme Endişesi” teorisine örnek gösterilecek şekilde babasının gölgesinden sıyrılıp kendi özgün efsanesini yaratmıştır.
Hayatının son dönemine kadar üretmeye devam eden Neşet Ertaş, vefatından kısa bir süre önce stüdyo kayıtları ve konser çalışmalarını sürdürmüştür. Sanatçının hayatı, vefatından sonra kitaplara, belgesellere konu olmuş ve Kırşehir’de adına bir kültür evi açılmıştır.
Neşet Ertaş bir dizi veya sinema oyuncusu olmamasına rağmen, bazı yapımlarda “Kendisi” olarak yer almış ve hayatını anlatan belgeseller çekilmiştir.
(Not: Sanatçının eserleri Çukur, Gönül Dağı, Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz gibi yüzlerce dizide lisanslı olarak kullanılmıştır.)
Neşet Ertaş’ın bizzat oyuncu olarak rol aldığı kurgusal bir sinema filmi bulunmamaktadır. Ancak hayatını konu alan “Garip Bülbül Neşet Ertaş” filmi 2022 yılında çekilmiş fakat ailesinin izni olmadığı gerekçesiyle mahkeme kararıyla gösterimi durdurulmuştur.
Sanatçının bizzat rol aldığı bir tiyatro oyunu bulunmamaktadır.
Neşet Ertaş, ticari reklamlarda yer almayı tercih etmemiştir. Ancak sesi ve sazı, Türkiye’nin kültürel tanıtım filmlerinde ve sayısız projede “Anadolu’nun Sesi” olarak kullanılmıştır.
Eleştirmenler, Neşet Ertaş’ı “Anadolu’nun son büyük abdalı” olarak nitelendirir. Hayranları için o “Neşet Baba”dır; aşk acısının, gurbetin ve samimiyetin en saf halidir. Özellikle “Gönül Dağı” ve “Yalan Dünya” gibi eserleri, her kesimden insanı birleştiren nadir kültürel değerlerdendir. Sosyal medyada ve halk arasında “Neşet Ertaş dinlemeyen, aşk acısı çektim demesin” yorumu sıkça yapılır.
Neşet Ertaş’ın özel hayatındaki en büyük hikaye, “Leyla”dır. Ankara’da bir gazinoda tanıştığı Leyla Hanım’a aşık olmuş, babası Muharrem Ertaş’ın “Bizim dengimiz değil” uyarısına rağmen evlenmiştir. Bu evlilikten üç çocuğu olmuştur. Ancak zamanla yaşanan anlaşmazlıklar boşanmayla sonuçlanmış ve bu ayrılık, “Dane Dane Benleri Var”, “Hata Benim”, “Kendim Ettim Kendim Buldum” gibi en yanık türkülerin doğmasına neden olmuştur. Medyada her zaman mütevazı, kavgadan uzak ve “Garip” mahlasına yakışır bir duruş sergilemiştir.
Neşet Ertaş 2012 yılında vefat ettiği için aktif bir projesi bulunmamaktadır. Ancak, 2025 yılı ve sonrası için ailesi ve Kalan Müzik tarafından arşivlerde kalan, daha önce yayınlanmamış kayıtların (Demo ve konser kayıtları) restore edilerek dinleyiciyle buluşturulması gündemdedir. Ayrıca hayatını anlatan filmin hukuksal sürecinin tamamlanması durumunda vizyona girmesi beklenmektedir.
yazısı ilk önce üzerinde ortaya çıktı.
Neşet Ertaş Kimdir?
Tam Adı: Neşet Ertaş
Doğum Tarihi: 1938
Ölüm Tarihi: 25 Eylül 2012
Doğum Yeri: Çiçekdağı, Kırşehir (Kırtıllar/İbikli Köyü)
Boyu: 1.70 m (Tahmini)
Meslek: Halk Ozanı, Abdal Müzisyeni, Besteci, Söz Yazarı
Aktif Yıllar: 1950 – 2012
Eğitim: Okuma yazmayı kendi kendine öğrenmiştir (İTÜ Fahri Doktora sahibidir).
Annesi: Döne Hanım
Babası: Muharrem Ertaş
Kardeşi var mı?: Evet (Necati Ertaş ve diğer kardeşleri)
Aslen Nereli: Kırşehir
Eşi: Leyla Ertaş (Boşandı)
Çocukları: Döne Ertaş, Canan Ertaş, Hüseyin Ertaş
Ailesi ve Çocukluk Yılları
1938 yılında Kırşehir’in Çiçekdağı ilçesine bağlı Kırtıllar (İbikli) köyünde dünyaya gelen Neşet Ertaş, Abdal müzik geleneğinin en güçlü temsilcisi olan Muharrem Ertaş’ın oğludur. Çocukluğu yoksulluk içinde geçen Ertaş, annesi Döne Hanım’ı çok küçük yaşta kaybetmiştir. Bu erken kayıp ve yoksulluk, onun ruh dünyasında derin izler bırakmıştır. Okul yüzü göremeyen ve okuma yazmayı hayatın içinde kendi çabasıyla öğrenen “Bozkırın Tezenesi”, asıl eğitimini babasının yanında almıştır. Henüz 5-6 yaşlarındayken babasıyla birlikte köy düğünlerine giderek köçeklik yapmış ve zil çalmış, Abdal kültürünün tüm inceliklerini yerinde öğrenmiştir.
Kariyer Başlangıcı ve Gelişimi
Neşet Ertaş’ın profesyonel müzik yolculuğu, 1950’li yılların sonunda İstanbul’a gelmesiyle ivme kazanmıştır. 1957 yılında Şençalar Plak’tan çıkardığı ilk plağı “Neden Garip Garip Ötersin Bülbül”, babası Muharrem Ertaş’a ait bir eserdir ve büyük yankı uyandırmıştır. Bu plakla birlikte yerel bir müzisyen olmaktan çıkıp ulusal bir şöhrete kavuşmuştur.
İstanbul’daki başarısının ardından Ankara’ya yerleşen Ertaş, burada Ankara Radyosu’nda ve gazinolarda sahne alarak sanatını olgunlaştırmıştır. “Zahidem”, “Gönül Dağı” gibi başyapıtlarını bu dönemde üretmiş, kendi besteleriyle halkın gönlünde taht kurmuştur.
Başarıları ve Dönüm Noktaları
Neşet Ertaş’ın hayatındaki en büyük kırılma noktalarından biri, parmaklarında oluşan felç belirtileri nedeniyle 1970’lerin sonunda Almanya’ya gitmek zorunda kalmasıdır. Tedavi ve çocuklarının eğitimi için uzun yıllar gurbette yaşayan sanatçı, burada bir “Saz Evi” açarak gurbetçilerin sesi olmuştur. “Öldü” sanıldığı yılların ardından, 2000 yılında İstanbul Harbiye Açıkhava Tiyatrosu’nda verdiği efsanevi konserle Türkiye’ye muhteşem bir dönüş yapmıştır.
Süleyman Demirel döneminde kendisine sunulan “Devlet Sanatçısı” unvanını, “Ben halkın sanatçısıyım” diyerek reddetmesi, onun onurlu duruşunun simgesi olmuştur. UNESCO tarafından “Yaşayan İnsan Hazinesi” ilan edilen Ertaş, İTÜ Devlet Konservatuvarı tarafından da “Fahri Doktora” unvanına layık görülmüştür.
Oyunculuk Tarzı ve Etkileri (Müzikal Üslubu)
Neşet Ertaş, teknik olarak babasından aldığı “bozlak” geleneğini, daha şehirli ve yumuşak bir forma dönüştürmüştür. Bağlama icrasında geliştirdiği ve “tarama” adı verilen teknik, tek bir sazdan orkestra tınısı çıkmasını sağlar. Yaşar Kemal tarafından kendisine verilen “Bozkırın Tezenesi” lakabı, onun sanatının gücünü en iyi anlatan ifadedir. Şarkılarında aşk, gurbet, yoksulluk ve “Gönül” kavramlarını işleyen Ertaş, Harold Bloom’un “Etkilenme Endişesi” teorisine örnek gösterilecek şekilde babasının gölgesinden sıyrılıp kendi özgün efsanesini yaratmıştır.
Son Projeleri
Hayatının son dönemine kadar üretmeye devam eden Neşet Ertaş, vefatından kısa bir süre önce stüdyo kayıtları ve konser çalışmalarını sürdürmüştür. Sanatçının hayatı, vefatından sonra kitaplara, belgesellere konu olmuş ve Kırşehir’de adına bir kültür evi açılmıştır.
TV Dizileri ve Filmleri
Neşet Ertaş bir dizi veya sinema oyuncusu olmamasına rağmen, bazı yapımlarda “Kendisi” olarak yer almış ve hayatını anlatan belgeseller çekilmiştir.
- 2006 – Cenneti Beklerken (Sinema Filmi) – Rol: Gazelhan (Konuk Oyuncu/Seslendirme)
- 2005 – Garip: Neşet Ertaş Belgeseli (Belgesel – Can Dündar) – Rol: Kendisi
- 2000 – Gönül Dağı (TV Programı/Konser Kayıtları) – Rol: Kendisi
(Not: Sanatçının eserleri Çukur, Gönül Dağı, Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz gibi yüzlerce dizide lisanslı olarak kullanılmıştır.)
Sinema Filmleri
Neşet Ertaş’ın bizzat oyuncu olarak rol aldığı kurgusal bir sinema filmi bulunmamaktadır. Ancak hayatını konu alan “Garip Bülbül Neşet Ertaş” filmi 2022 yılında çekilmiş fakat ailesinin izni olmadığı gerekçesiyle mahkeme kararıyla gösterimi durdurulmuştur.
Tiyatro Oyunları
Sanatçının bizzat rol aldığı bir tiyatro oyunu bulunmamaktadır.
Reklam ve Seslendirme Çalışmaları
Neşet Ertaş, ticari reklamlarda yer almayı tercih etmemiştir. Ancak sesi ve sazı, Türkiye’nin kültürel tanıtım filmlerinde ve sayısız projede “Anadolu’nun Sesi” olarak kullanılmıştır.
Ödüller ve Adaylıklar
- 2011: İTÜ Devlet Konservatuvarı Fahri Doktora Unvanı
- 2010: UNESCO Yaşayan İnsan Hazinesi Ödülü
- 2006: TBMM Üstün Hizmet Ödülü
- Reddedilen: T.C. Devlet Sanatçısı Unvanı
Eleştirmen ve Hayran Yorumları
Eleştirmenler, Neşet Ertaş’ı “Anadolu’nun son büyük abdalı” olarak nitelendirir. Hayranları için o “Neşet Baba”dır; aşk acısının, gurbetin ve samimiyetin en saf halidir. Özellikle “Gönül Dağı” ve “Yalan Dünya” gibi eserleri, her kesimden insanı birleştiren nadir kültürel değerlerdendir. Sosyal medyada ve halk arasında “Neşet Ertaş dinlemeyen, aşk acısı çektim demesin” yorumu sıkça yapılır.
Özel Hayat ve Medyada Yeri
Neşet Ertaş’ın özel hayatındaki en büyük hikaye, “Leyla”dır. Ankara’da bir gazinoda tanıştığı Leyla Hanım’a aşık olmuş, babası Muharrem Ertaş’ın “Bizim dengimiz değil” uyarısına rağmen evlenmiştir. Bu evlilikten üç çocuğu olmuştur. Ancak zamanla yaşanan anlaşmazlıklar boşanmayla sonuçlanmış ve bu ayrılık, “Dane Dane Benleri Var”, “Hata Benim”, “Kendim Ettim Kendim Buldum” gibi en yanık türkülerin doğmasına neden olmuştur. Medyada her zaman mütevazı, kavgadan uzak ve “Garip” mahlasına yakışır bir duruş sergilemiştir.
Gelecek Projeler (Miras ve 2025 Vizyonu)
Neşet Ertaş 2012 yılında vefat ettiği için aktif bir projesi bulunmamaktadır. Ancak, 2025 yılı ve sonrası için ailesi ve Kalan Müzik tarafından arşivlerde kalan, daha önce yayınlanmamış kayıtların (Demo ve konser kayıtları) restore edilerek dinleyiciyle buluşturulması gündemdedir. Ayrıca hayatını anlatan filmin hukuksal sürecinin tamamlanması durumunda vizyona girmesi beklenmektedir.
Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
- Neşet Ertaş ne zaman ve neden öldü? Neşet Ertaş, 25 Eylül 2012 tarihinde İzmir’de tedavi gördüğü hastanede ileri evre prostat kanseri ve buna bağlı organ yetmezliği nedeniyle vefat etmiştir.
- Neşet Ertaş’ın mezarı nerede? Vasiyeti üzerine Kırşehir Bağbaşı Mezarlığı’nda, babası Muharrem Ertaş’ın ayak ucuna defnedilmiştir.
- Neşet Ertaş neden “Devlet Sanatçısı” unvanını reddetti? “Hepimiz bu devletin sanatçısıyız, ayrıca bir devlet sanatçısı sıfatı bana ayrımcılık geliyor. Ben halkın sanatçısı kalmayı tercih ederim” diyerek bu unvanı geri çevirmiştir.
- “Bozkırın Tezenesi” lakabını kim taktı? Bu lakap, büyük usta Yaşar Kemal tarafından kendisine verilmiş ve literatüre geçmiştir.
- Neşet Ertaş’ın eşi kimdir? Tek evliliğini Leyla Ertaş ile yapmıştır. Leyla Hanım, Neşet Ertaş’ın birçoktürküsüne (özellikle sitem dolu olanlara) ilham kaynağı olmuştur.
- Neşet Ertaş kaç yıl Almanya’da kaldı? Yaklaşık 23 yıl boyunca Almanya’da yaşamış, bu süre zarfında Türkiye’den uzak kalmıştır.
- Neşet Ertaş’ın babası kimdir? Orta Anadolu Bozlak geleneğinin en büyük ustası kabul edilen Muharrem Ertaş’tır.
- Neşet Ertaş hangi takımlıydı? Futbolla çok ilgili olmadığı bilinmekle birlikte, bir röportajında Kırşehirspor’a sempati duyduğunu belirtmiştir, ancak fanatik bir takım tutkusu yoktu.
- Neşet Ertaş’ın en bilinen şarkıları hangileridir? Yalan Dünya, Gönül Dağı, Zahidem, Neredesin Sen, Ah Yalan Dünya, Kendim Ettim Kendim Buldum en popüler eserleridir.
- Neşet Ertaş Alevi mi? Neşet Ertaş, Bektaşi-Abdal geleneğinden gelmektedir. “İncitme canı, her can bir kalp Hakk’a bağlı” sözüyle hümanist ve tasavvufi bir inanca sahip olduğunu her fırsatta dile getirmiştir.
- Neşet Ertaş filmi neden yayınlanmadı? Mustafa Uslu tarafından çekilen “Garip Bülbül Neşet Ertaş” filmi, Ertaş’ın ailesinin “Babamızın vasiyeti var, hayatının film yapılmasını istemiyordu” gerekçesiyle açtığı dava sonucu mahkeme kararıyla durdurulmuştur.
- Neşet Ertaş okuma yazma biliyor muydu? Hiç okula gitmemiştir (ümmi), okuma yazmayı kendi kendine sonradan öğrenmiştir.
- Zahidem türküsü kime aittir? Sözleri Aşık Arap Mustafa’ya ait olan bu şiiri, Neşet Ertaş besteleyip yorumlayarak meşhur etmiştir.
- Neşet Ertaş saz çalmayı kimden öğrendi? İlk ve en büyük hocası babası Muharrem Ertaş’tır.
- Mezar taşında ne yazıyor? “Sakin ol ha, insanoğlu. İncitme canı, her can bir kalp, Hakk’a bağlı. İncitme canı, incitme.”
- Gönül Dağı türküsünü nerede yazdı? Kırşehirde yazmıştı
yazısı ilk önce üzerinde ortaya çıktı.